Yazan: merichrd Mart 16, 2007
Engin Bellisan
GİRİŞ
Bu çalışma, semavi dinler denilen (kitaplı) Musevilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık dinleri ile eski inanç sistemleri ve evrenin sırlarını inceleyen hermetizm, kabbala, epifani ve tasavvufun kaynağı olduğu ileri sürülen Eski Türk Dini ve Şamanizmin günümüzdeki etki ve yansımalarının özetidir.
I ve II. Bölümde bilimsel veriler açısından Şamanizm ve Eski Türklerde İnanç Sistemi, III. Bölümde ( bir diğerinden ayrı olmadığı varsayımıyla ) ilk iki bölümün ezoterik bir bakış açısıyla yorumu ve semavi dinler üzerindeki etkisi, IV. Bölümde ise Eski Türk İnanç Sisteminin günümüzdeki yansımaları yer almaktadır. Asıl konumuz olan IV. Bölümün iyi anlaşılabilmesi için, ilk üç bölüme yer verilmesi gerekli görülmüştür. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Felsefe | » yorum bırak;
Yazan: merichrd Mart 8, 2007
Thomas S. Kuhn
“Bugün üzerinde konuşmam istenen konu; tarih ile bilim felsefesi arasındaki ilişkilerdir. Bence bunun, her şeyden çok, düşünsel olduğu kadar derin bir kişisel önemi vardır. Ben karşınızda bir bilim tarihi uygulayıcısı olarak bulunuyorum. Amerikan Felsefe Kurumunun değil, Amerikan Tarih Kurumunun bir üyesiyim. Ancak üniversitenin ilk sınıfında felsefeyle karşılaşmamdan sonraki yaklaşık on yıl için,o benim meslek dışı uğraş olarak birinci ilgi odağımdı ve gerçekten iyi yetiştirilebileceğimi sandığım tek alanı, kuramsal fiziği bırakarak onu meslek edinmeyi sık sık düşündüm. 1948 yakınlarına değin sürüp giden o yıllarda,tarih ya da bilim tarihi bende en hafif bir ilgi uyandırmamıştı. O sıralar,birçok bilim adamı ve filozof için olduğu gibi,benim için de tarihçi,geçmiş üstüne olguları toplayıp doğrulayan ve sonra onları zaman sırasına göre düzene koyan bir kimseydi. Açıktır ki, işi gücü tümdengelimsel çıkarım yapma ve köklü kuramla uğraşma olan bir kimse için olup bitenleri kayda geçirmenin bir çekiciliği bulanamazdı elbet. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Felsefe | » yorum bırak;
Yazan: merichrd Ocak 28, 2007

İlk çağ felsefesi deyince, dar anlamında Yunan felsefesi ile bu felsefeden doğmuş olan Hellenizm-Roma felsefesini anlayacağız. Belli bir tarih dönemini adlandıran İlkçağ kavramı, bilindiği gibi, geniştir: Bu dönem, ilk yazılı belgelerle başlar – aşağı yukarı dördüncü bin yıldan İsa’dan sonra 476 yılında Batı Roma İmparatorluğunun çöküşüne kadar sürer. Bu uzun zaman aralığında da, birçok kültürler doğup gelişmiştir. Uzakdoğu ve Hint kültür çevrelerini bir yana bırakırsak, yalnız Akdeniz çevresinde başlıcalarını sayalım: Mısır, Mezopotamya (Sümer, Akad, Babil, Asur), Hitit, Fenike, Yahudi, Yunan, Pers, Roma, Kartaca kültürlerini buluruz. İlkçağ kavramı, bütün bu kültürleri içine alır. Öyle ise, neden İlkçağ felsefesi derken, yalnız Yunan felsefesi ile bundan türemiş olan felsefeleri anlıyoruz? Neden bin yıllarca sürmüş olan bu çağın, felsefe bakımından başarısını yalnız Yunanlılara ayırıyoruz? İlkçağı bir bütün olarak ele almak doğru olmaz mıydı? Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Felsefe | » yorum bırak;
Yazan: merichrd Ocak 16, 2007
Dr. Ali Şeriati
Bu öğretide tarih felsefesi bir bilimsel zorunluluk esasına dayanmakta olup sürekli bir akımdır. Tıpkı insanda olduğu gibi, insanlığın başlangıcından bu yana her yerde baş göstermiş ve tarihi oluşturmuş olan ve iki düşman ve çelişik unsur arasında süregelen bir diyalektik çelişki ve savaşım söz konusudur tarih felsefesinde de. Tarih, insan türünün zaman çizgisindeki devinimidir. İnsan türüyse “küçük dünya”dır; varlığın en yetkin görünümü, yaratılışın tezahürüdür. Doğa ise onda bilince ulaşmıştır; onun çizgisinde evrime, bilinçli ve kendinde olan diri bir olmaya doğru yol alır. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Felsefe | » yorum bırak;
Yazan: merichrd Ocak 8, 2007
Felsefecilerden Bazı Bilge Sözler
David Cromwell
28 Ekim 2003
Neden aktivistler çoğu kez motivasyon, yalnızlık, kendini tüketme, bencillik ve ıstırap gibi hassas insani meselelerle ilgilenmeyi savsaklarken zor olaylara, bir sürü şahıs ve sıkıcı tartışmalara odaklanır? Neden seçkinlerin iktidarına çoğunlukla öfke, nefret ve bazen de şiddetle tepki gösteririz? İnsanlığımızı koruyarak gayri meşru otoriteyi nasıl alt ederiz?
Karl Marx bir keresinde şuna dikkat çekmişti: “Radikal olmak kökene inmektir ve köken insanın kendisidir.” “Mülkiyet hırsızlıktır” diye yazan Pierre Joseph Proudhon şunu öğütlemişti: “Eski Dünya çözülme süreci içerisindedir. O sadece düşüncedeki ve kalplerdeki yekpare devrimle değiştirilebilir.” Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: Felsefe | » yorum bırak;