ENERJİ SORUNU

Hicri Köroğlu

Son ayların en popüler konularından biri olan enerji, gazete, radyo ve televizyonlarda hemen hemen hergün en ilgi gören konu olmuştur. Enerjinin birdenbire gündem başı olmasının birçok nedenleri arasında aşağıda sıralananlar da vardır.

Çin ve Hindistan gibi kalabalık ülkelerin (iki ülke dünya nüfusunun yaklaşık yüzde kırkını oluşturur) hızla gelişen ekonomileri ham petrole olan talebi çok arttırmıştır. Bu iki ülke, özellikle Çin, dünya petrol politikasında varlığını göstermeye başlamış, ve Sudan gibi petrol üreten ülkelerle yakın ilişkiler kurmuşlardır. (Bir ara Çin, Amerika’nın en büyük bir petrol şirketlerinden birini bile almaya kalkmış ve bu da Amerika millet meclisinin bu girişime karşı bir kanun çıkarmasına neden olmuştur.) Toplam nüfusuları iki milyarın üstünde olan Çin ve Hindistan’ın enerji ihtiyaçları, hızla artmaya devam edecektir. Çin’de örneğin, 2006 yılında 40 milyon civarında olan motorlu taşıt sayısı, tahminlere göre, 2020 yılında 240 milyon olacaktır.

Jeologlara göre dünyada var olan ham petrolün yüzde ellisini tüketmiş bulunmaktayız. Ayrıca hızla artan talep, geri kalan yüzde elliyi çok daha hızlı bir süreçte tüketmemize neden olacaktır. Dolayısıyla, gelecek 30 ile 50 yıl arasında, dünya petrolü büyük ölçüde tüketilmiş olacaktır. Bilim adamlarına göre son otuz yıldır çok ilerleyen teknoljiye rağmen, önemli bir petrol yatağının bulunmaması, bu tükenişin en büyük göstergesidir.

Dünya nüfüsunun yüzde beşini oluşturam Amerika, dünya ham petrolünün yüzde yirmibeşini tüketmektedir. Amerika halkının umursamazca enerji tüketimi ve bazıları yukarda belirtilen başka nedenlerden dolayı ham petrolün varili 70 doların üstüne çıkmıştır. Bazı ekonomistlere göre, 10 yıl içinde bir varil petrolün fiyatı 150 dolar civarına tırmanacaktır.

Bir taraftan hızla gelişen ekonomilerin bu ilerlemeyi sürdürebilmeleri, öbür yandan gelişmiş ülkelerin hayat standartlarını korumaları için, enerji sorununa bir çözüm bulunmasını acil kılmıştır. Kitap, gazete, radyo ve televizyonlarda sık sık tartışılan bu çözümlerin bazıları şöyle özetlenebilir:

Bitkisel Benzin ve Mazot: Mısır, soya fasulyesi, hatta çimden bile akaryakıt yapılmaktadır. Brezilya’da örneğin, motorlu araçların tükettiği akaryakıtın önemli bir oranı bitkilerden, genellikle soya fasulyesinden, üretilmektedir. (Amerika’da mısır bu amaçla en fazla kullanılan bitkidir.) Bitkisel akaryakıtakın bazı olumsuz yanları vardır. Öneğin, bu tür akaryakıt kullanan araçların performansında yüzde onluk bir düşüş olduğu gibi, dünyada elverişli her tarla akaryakıt yapmak için kullanılsa bile, elde edilen akaryakıt, ihtiyacın yüzde ellisinin altında kalacaktır. Ayrıca, bu akaryakıtın da artık maddelerinden biri küresel ısınmanın en büyük nedeni olan karbon dioksit gazıdır.

Hibrid Teknolojisi ve Elektrikli Araçlar: Hibrid teknolojisi son bir iki yılın en çok konuşulan “alternatif” enerji konusu olmuştur. Hem standart motor ve hem de akü ile çalışan hibrid araçlar, reklamlara göre, bir litre benzinle 20-25 kilometre gidebilmektedir. Bu araçlar, motor
“boşta” iken elektrikli motor bataryasını şarz ederek kullanılan akaryakıtın randımanı arttırmaktadır. Bu teknoloji, Tayota, Ford, GMC, Honda gibi hemen hemen bütün araba şerketlerince kullanılmaktadır. Elektrikli araçlar ise, bütün gücü bataryalarından elde etmektedir.

Son zamanlarda hem hibrid ve hem de batarya teknoljilerini eleştirenler vardır. Bu eleştirilere göre, şehir dışında (örneğin otobanlarda), 100 kilodan daha ağır bataryaları taşımak zorunda olan hibrid arabaların randımanı çok düşmektedir. Bunlara göre standart bir Honda Civıc, kara yolunda Honda Civic Hibridden çok daha randımanlıdır. Elektrikli araçlar ise yeni elektrik santralları gerektirmektedir. Genelde kömür kullanan bu santralların, hem çevre kirliliği açısından ve hem de küresel ısınma açısından sakıncaları çoktur. Ayrıca hibrid arabalarda 100, elektrikli araçlarda 500 kilodan ağır bataryaların süreleri bittikten sonra, doğaya nasıl geri gödöndürüleceği bu teknolojilerin sorunları arasındadır.

Rüzgar, Güneş ve Başka Doğal Enerji Kaynakları: Son yıllarda doğal enerji kaynakları arasında en fazla ilgi gören rüzgardır. Teknolojik gelişmeler, elektrik üreten değirmenlerinin randımanını bir hayli arttırmıştır. “Değirmen çiftliklerinin,” Danimarka’da yapıldığı gibi, tarım için kullanılabilinecek tarlalara değlde, denize kıyılarına yerleştirilmesi, rüzgara gün geçtikçe önem kazandırmaktadır.

Son yıllarda deniz dalgalarından bile elektrik üretilmektedir. Zaten güneş, gayzer ve su uzun yıllardır enerji kaynağı olarak kullanılmaktadır.

Doğal enerji kaynaklarının fazla eleştirilecek özellikleri olmasa da, o kaynakların olmadığı günlerde (örneğin rüzgarsız ve bulutlu günlerde), “klasik” teknolji ile üretilen enerji gerekecektir. Kömürle çalışan bir elektrik santralinin örneğin, rüzgarsız bir günde, çabucak devreye girmesi zorunlu olacaktır. Bunun ekonomik bir şekilde nasıl çözüleceği henüz bilinmemektedir. Son yıllarda, sudan elektrik üretmek te eleştirlmektedir. Bu amaçla yapılan barajların doğaya çok zararlı olduğunu savunan önemli sayıda bilim adamı vardır.

Karbon Bazlı Klasik Kaynaklar (Doğal Gaz, Kömür) ve Nükleer Enerji: Dünyanın en büyük kömür rezevleri Amerika’da olduğu gibi, doğal gaz rezevleri arasında da, Amerika dünyada ön sırada gelmektedir. Büyük kömür ve doğal gaz lobilerinin Amerika’yı kömür ve doğal gaza büyük önem vermelerini zorlıyacaktır. Son aylarda kömür lobisi örneğin, teknolojinin kömürü nasıl “temiz” bir akaryakıt yaptığını, kömürden sintetik petrol üretildiğini reklamlarla sık sık vurgulamaktadır. Nükleer enerji lobisi ise, yaklaşık 30 yıldır yeni nükleer santrallere izin vermeyen Amerika hükümetin, bu kararı geri almasını istemektedir. Teknolojisi çok ileri Amerika’nın, özellikle kömürü, daha temiz ve daha randımanlı bir alternatif yapmak için büyük para harcıyacağı kesindir.

Enerjiyle ilgili daha çok yazılacaklar vardır. Hidrojen enerjisi örneğin, sık sık gündemdedir. Uzun yıllardır hidrojen uzay gemilerinde enrji kaynağı olarak kullanılmaktadır. Fakat hidrojeni güvenilir bir enerji kaynağı olarak kullanabilmek, onu ekonomik bir şekilde elde edebilmeyi gerektirmektedir. Hidrojenin ucuz bir şekilde elde edilip, ucuz bir şekilde depolanması, bilim adamlarına göre, henüz ufukta görünmemektedir.

Enerji, gelecek yıllarda da üstünde en fazla durulan konulardan biri olacaktır. Bir taraftan tükenen petrolün yerini alacak kaynakların küresel ısınmayı olumsuz etkilememesine çalışılacak, öbür yandan petrolden daha çok zenginleşecek Suudi Arabistan, Norveç, Venezuala ve diğer ülkelerin bu zenginliği nasıl kullanacağı, kullanmaları gerektiği, sık sık tartışılacaktır. (Petrol ihraç eden Sudan örneğin, petrole çok ihtiyacı olan Çin’e güvenerek Darfour’daki soy kırımına devam etmektedir.)

Yüzyıldan fazladır dünya ilişkilerinde en büyük rolü oynayan petrolün yerini neyin alacağı merakla beklenmektedir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: