Dünyayı Bekleyen Tehlikeler…

1141212260646.jpg
Dünya’yı bekleyen mega felaketler arasında, büyük bir gökcisminin gezegenimize çarpması da yer alıyor. Böyle bir durumda dünya dev toz bulutuyla kaplanacak, Güneş aylarca ortadan kaybolacak, küresel yangınlar ve yoğun asit yağmurları meydana gelecek, bitkisel örtü harap olacak, yaşamın sürmesini sağlayan besin maddelerinde büyük kıtlık yaşanacak. Sadece dayanıklı canlılar ayakta kalabilecek. NASA’dan asteroit takipçisi Dr. Donald Yeomans, “Dünya’yı ciddi biçimde etkileyebilmesi için, çarpacak cismin 1.5 kilometre çapında olması lazım. Buna da ancak milyon yılda bir rastlanıyor” diyor.

Atmosferde yanıyor

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Özel, asteroitler ve kuyruklu yıldızlardan kopan parçaların birbirleriyle, gezegenlerle sık sık çarpışarak birbirlerini parçaladıklarını ve çeşitli zararlar verdiklerini belirtiyor. Bunun günümüzde de sürmekte olduğunu anlatan Özel, şunları söylüyor:
“Geçmişte daha yoğun ve şiddetli çarpışmalar dönemleri yaşandığının izleri gezegen ve ay yüzeylerinden kolayca anlaşılmakta. Dünyamızın kendisi de, Güneş’in bir gezegeni olarak oluştuğu dönemin başlarında (yaklaşık 4 milyar yıl kadar önce), Mars boyutlarında bir gökcismiyle çarpıştı. Bunun sonucu kopan parçaların ana kısmının uydumuz Ay’ı oluşturduğu hesaplanıyor. Dünya atmosferine çok küçük boyutlarda her gün yaklaşık 4 milyar meteorit giriyor. Birçoğu atmosferde yanıyor.”

Tufan ve dinozorlar

“Nuh Tufanı” efsanesine de dev bir meteorun yol açtığı öne sürülüyor. Bilim adamlarına göre, Basra Körfezi’ne MÖ 4 bin yılları civarında düşmüş olabilecek büyük bir meteorun denize çarpması sonucu tufanın olması muhtemel. Global ölçekte değişime neden olan son büyük meteor çarpması, 65 milyon yıl önce oluşmuş ve bu felakette atmosfere kalkan yoğun gaz ve toz bulutu güneşin ısıtıcı etkilerinin aylarca, belki de birkaç yıl tümüyle kesilmesine ve iklimde kısa dönemli büyük çapta değişikliklere yol açmış. Bu büyük trajediyle başta dinozorlar olmak üzere, karalarda ve denizlerde canlıların önemli bir bölümü yok olmuş. Bu olayın izi olarak, Meksika Körfezi’nde 300 km çaplı Chicxulub krateri gösteriliyor.
Daha yakın dönemde, 50 bin yıl önce, Kuzey Amerika’nın ortalarındaki Barringer krateri ve 30 Haziran 1908 gibi çok yakın bir tarihte de, Sibirya’da, meteor düşmesi nedeniyle, tahminen 2 bin kilometrekarelik bir alanın yanmasına neden olan Tunguska olayı yer alıyor.

‘Nükleer kış’ gelebilir

Dünyamızın hâlâ bu türden bir tehdit altında olduğunun kesinlik kazanması, son yıllarda Holywood’un da gündemine girdi. Bu tarz çekilmiş filmlerin popüler olanları, Derin Darbe (Deep Impact) ve Kıyamet Günü (Armageddon).
Gerçekten, çarpmadan kıl payıyla kurtulduğumuz bazı olaylar olmuş ve daha da olacak. Ancak, bu şansımız ne kadar devam edecek? Olasılık hesaplarının yanıltıcı rahatlığı bir anda sona erebilir ve büyük felaketle kısa sürede karşılaşabiliriz.

Dünya’yla çarpışma rotasında olduğu hesaplanan bir göktaşı gözlendiğinde alınabilecek önlemler konusunda da bazı çalışmalar yapılıyor.
Geçtiğimiz aylarda, bir NASA uzay aracı, Tempel-1 adlı eski kometin yanına kadar gidip üzerine bir ‘mermi’ fırlatma (‘Derin Darbe’) deneyini başarıyla gerçekleştirdi. Düşünülen, dünyanın nükleer silah stokunun bir bölümünün, aynen adı geçen filmlerdeki senaryoya benzer şekilde, dünyayı tehdit yörüngesinde olan gökcismiyle çarpışmasının sağlanması ve mümkün olursa yörüngesinin bu veya benzeri yollarla değiştirilmesidir.

Dünyamıza çarpabilecek büyük boy bir meteoritin, “nükleer kış” olarak bilinen, global düzeyde bir iklim değişimini tetikleyip tetiklemeyeceği konusunda da hesaplar yapılmakta. Hesaplar 10 bin megaton TNT’nin patlamasına eşit güçte bir patlamayla benzeri olayların tetikleneceği yolunda. Böyle bir olayda dünya nüfusunun yüzde 25’i yok olabilir. Medeniyetin yeniden kurulması yüzyıllar alabilir.

1000 yılda gelen tehlike

TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’nden Dr. Tuncay Özışık ve İstanbul Üniversitesi’nden Dr. Mevlana Başal, ortalama 1000 yılda bir futbol sahası büyüklüğünde bir göktaşının dünyaya çarparak büyük felaketlere yol açtığını belirterek şunları söylüyorlar:

“Dünya’ya yaklaşabilecek kuyrukluyıldızlar, gezegenlerin çekim etkisiyle yörüngelerini değiştirerek tehlikeli hale gelebilir. 1994’te Shoemaker-Levy kuyrukluyıldızının parçalanarak saniyede 60 km hızla Jüpiter’e çarpması bunun en güzel örneği. 1 km’den büyük çaplı bir uzay kayasının gezegenimize çarpması, doğuracağı devasa gelgit dalgaları, büyük yangınlar ve şok etkileriyle insanlık için bir felaket dönemine sebep olabilir, hatta tüm dünya hayatını tehdit edebilir.

9 Temmuz 2002’de MIT (Massachusetts Institute of Technology) astronomları, sonradan adına 2002NT7 denilen 2 km büyüklüğünde tuhaf yörüngeli bir uzay kayası buldu. Bu cisim, Güneş etrafında birçok göktaşından farklı olarak, çok daha eğimli bir yörünge takip ediyor, dolayısıyla zamanının büyük kısmını gezegenler düzleminin üst ve alt uzağında geçiriyordu. Hesaplamalar, 2002NT7’nin 1 Şubat 2019 tarihinde Dünya’ya çarpma ihtimalinin olduğunu gösteriyor: Çarpışma ihtimali 250 binde 1… NASA, bu ihtimalin hem çok küçük hem de çok belirsiz olduğunu açıkladı.”

Buzullardaki virüs kâbusu

Son yıllarda dikkatler, AIDS’in yanı sıra SARS ve kuş gribinin üzerinde yoğunlaştı. Bilim adamları, iklimdeki ısınmanın ve bozulan ekolojik dengenin de etkisiyle, yeni bir virüsün ortaya çıkmasının ve çağımızın ulaşım olanaklarıyla küresel alanda yayılmasının çok kolay olabileceğini belirtiyorlar.

Diğer önemli bir endişe de, var olan bir virüsün, örneğin kuş gribinin, şekil değiştirerek insandan insana geçer hale gelmesi ve çaresi bulunana kadar büyük can kaybına yol açması. İnsanlığın artık unuttuğu ve direncini kaybettiği, ama dünyadaki çeşitli laboratuvarlarda bilimsel amaçla örnekleri saklanan, hatta araştırma çalışmaları için laboratuvarlar arasında seyahat eden eski, ölümcül bir virüsün, kazayla veya terör amacıyla dünyaya yayılması da söz konusu.

Isınmayla yayılacaklar

Son araştırmalar, kutuplardaki buzulların eski çağlardan kalma virüs partikülleri içerdikleri ve iklimdeki ısınma nedeniyle erirken bunları yeryüzüne yayabilecekleri endişesini de ortaya koyuyor.
BBC, geçen yıl bu olasılıkları işlediği bir dokümanterde, Londra’yı insanların maskelerle dolaştığı, askeri karantina altına alınmış bir kent olarak ele almıştı. Bu senaryonun dünyanın herhangi bir köşesinde gerçek haline gelmesi, bilim adamlarının en büyük korkusu.
Bir senaryoya göre, Tayland’da ortaya çıkan kuş gribi büyük bir hızla dünyaya yayılacak ve H5N1 kuş gribi virüsü yaklaşık 360 milyon kişinin ölümüne yol açacak.

Hipernova tehlikesi

Uzaydan gelecek bir başka megafelaket de “hipernova”… Bilim adamları, “Uzayda binlerce ışık yılı önce patlamış bir yıldızın yaydığı gamma ışınları, hiç beklemediğimiz bir anda gelip dünyayı vurabilir” diyor. Kansas Üniversitesi’nden Dr. Adrian Melott’a göre, bu ışınların sadece 10 saniye süreyle dünyaya değmeleri, ozon tabakasının yarısının birkaç hafta içinde yok olması için yeterli. Bunun anlamı da, yoğun ultraviyole ışınlarına maruz kalacak olan dünyadaki tüm canlıların yok olması.

2012-2015 Uranüs/ Pluto krizi

Astrolojik olarak 2012-2015 yılları çok önemli, kritik bir geçiş içinde olacağımız görünüyor. İki kolektif gezegen, Uranüs ve Pluto dramatik dönüşümleri, yenilenmeyi, reformları, ölümü ve yeniden doğuşu simgeler. Bu iki gezegenin 1965-1966 yılları arasında Başak burcunda yan yana gelmeleriyle 20. yüzyılda yaşadığımız sosyal değişikliklerin, modern çalışma koşullarının, endüstri ve tarımın, sağlık ve ekolojik sorunların dünyada hızlı dönüşüm geçirdiği zamanlar olmuştu. Yan yana gelen iki gezegen aslında yeni bir döngünün de başlangıcını oluşturmuşlardı.

Dünyaya özen gösterin

İnsanoğlunun önünde çözmesi gereken ve muhtemelen önemli travmalar da yaratacak gelişmeler, 2012 yılına doğru kapımızı iyice çalar hale gelecek. Dünyada ekolojik dengelerin oynanmasıyla şiddetlenen hava koşullarındaki dengesizlik, ozon tabakasındaki deliğin büyümesi ve güçlü depremler, bize üzerinde yaşadığımız dünyaya çok daha özen göstermemiz gerektiğini açık biçimde göstermekte.
2012-2015 arasında Uranüs ve Pluto, Koç ve Oğlak burçları arasında kare açı içinde olacak.

Koç yeni dünya liderlerini, var olma ve hayatta kalma mücadelesini, savaşları; Oğlak ise dünya düzenini, kurumsal yapıları, devletleri ve kurulu düzenleri açıklar. 2008’de Oğlak burcuna geçecek olan Pluto, zaten global ekonominin dünyada devlet düzenlerini, büyük devletleri (başta ABD, AB ülkeleri ve Çin) yeni bir yapılanmaya götüreceğini açıklamakta. Büyük bir kırılmanın, politik değişikliklerin ve dönüşümlerin eşiğindeyiz. Dünya olaylarını tahmin ederken insanların tek başlarına bilinçli olsalar da topluluk halinde ne kadar güdüsel ve bilinçsiz hareket edebildiklerini gördüğümüzde, böyle bir dönemde liderlere ve geniş tartışma topluluklarına, sivil inisiyatiflere ne kadar ihtiyacımızın olduğu bir kez daha ortaya çıkacak.

Duyarlılık artıyor

Dünya böylesine tehlikelerle ve tehditlerle karşı karşıya bulunurken, duyarlılık ve bilinçlenme de hızla oluşuyor. Dünyadaki başta çevre olmak üzere sivil toplum örgütleri sayısı giderek artıyor.

Kaynak : Milliyet
01-03-2006

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: