GÜNÜMÜZÜN DEVLET YÖNETİMİ ÜSTÜNE

Emin Değer

Tarih: 19 Aralık 2006 Salı

Önce Milliyet gazetesinin şu haberinden birkaç satır okuyalım

“İKİ KOYUN GÜTMEMİŞ: Dışarıda, bana, “Erken seçim talebinde bulunanlar var” denildi. Aç tavuk kendini buğday ambarında sanırmış. 1 yılda seçim, 3 yılda seçim, buna alışmışlar. Bu, nedir bu? Hayatında, affedersin, iki koyun gütmemiş olanlar, artık diyorlar ki, erken seçim. Arkadaş, seçim olsa ülkeye ne kazandıracak, sen onu biliyor musun? Kaldı ki bu kararı, parlamento, iktidar partisi alana dek. Şu anda bir koalisyon iktidarı yok ki? 355 milletvekiline sahip bir iktidar var. “

Kim mi söylemiş bu sözü. T.C.Başbakanı Tayyip bey. Ne o, bu Başbakan üslubu değil, olamaz diyorsunuz. Ama yanılıyorsunuz. Peki niçin söylenmiş dersiniz! Yanıtı size bırakıyorum. Bakın daha neler söylemiş.

“BAYRAM DEĞİL: Bayram değil seyran değil, nereden çıktı bu iş, sorarlar adama. Hani siz yasalara, Anayasa’ya sadıktınız? Ne oldu, şimdi niye sadakatinizi ayaklar altına alıyorsunuz. Hani siz TBMM’ye saygılıydınız, demokratik sisteme sadıktınız, hani demokrasi bağımlısıydınız? Ne oldu size?”

Öyle ya kardeşim size ne, oturun oturduğunuz yerde! Ama siz siz olun konuşma adabını çiğnemeyin. Haddinizi bilin, bilin ki canımı sıkmayın. Uyarıyor önceden. Haksız mı şimdi, Sizin konuşma adabınız yok, olmadığı için de bu sözleri hak ediyorsunuz.

“BUNLAR BÖYLE KONUŞUR: Kimse, cumhurbaşkanlığı seçimi ile alakalı olarak Anayasa’nın amir hükmü dışında bizden bir şey beklemesin. Genel seçimler nasıl yapılacaksa aynı şekilde yaparız.”
Ola ki bu sözler kimin demeyin. Aman önüne çıkmayın, çıkarsam ne olur da demeyin. Çünkü anlaşılıyor ki çok üzülmüş. Haksız mı, böyle bir fırsat kaç yılda bir önüne çıkar insanın. Eğer o yeri hedefine almışsa, ulaşmak için tüm becerilerini neden göstermesin. Böyle bir fırsatı ayağının ucuyla tepelesin mi? Elbet tepelemesin. Hem kim tepeler ki!.
* * *

Yukardaki satırlar, ülke sorunları tartışılırken, Başbakan’ın değer yargılarını daha doğrusu tepkilerini yansıtıyor. Üslup mu dediniz, bu Tayyip beye özgüdür. Aman onu kızdırmayın. Ola ki, bu bir üst düzey sorumlusuna yıkışıyor mu demeyin. O yakıştırıyor ki öyle konuşuyor. Size ne, size soran oldu mu? Başbakana konuşma dersi mi vereceksiniz. Haddinizi bilin. Sonra “ananı da al git” derse ne yaparsınız.

Hem günün sorunları öylesine karmaşık ki, çözüm ve çıkış yolu bulunamıyor. Dahası kimi yetkililer, söz ve tavırlarıyla, sorunların daha da karmaşaya itildiğinin ayırdındalar. Peki neden çözüme gidilmiyor derseniz, karşınıza politikanın açmazları çıkar. Politika öyle bir sanat ki, çözümü uzatmak ülke yararına olmasa da, o gün için gerekiyorsa ülke çıkarı ertelenebilir.

Günümüzün kimi sorunları eğer çözümsüzlüğe atılıyorsa bundan kimin yarar sağlayacağına bakılmalı. Çünkü çözüm yerine çözümsüzlük incelendiğinde, Devlet Başkanı ile Hükümet Başı arasında, Askerle, yine hükümetin başı arasındaki, Devletin iç ve dış güvenliğinden sorumlu Asker gücüyle, Hükümet arasındaki soğukluğun, yönetim anlayışıyla ilgili olduğu görülüyor. Çözümsüzlüğün uzamasından ne cumhurbaşkanı ne de Asker yararlanır. Başbakan mı dediniz. Evet çözümsüzlüğün sahibi politika üreten yetkilidir.

Öyle olaylar öyle sözler var ki, Başbakanlık koltuğundaki zata yakışmayacak biçem ve biçimde her şeyi çıkmaza itiyor. Halkımız bu tür sözlü çatışmaları havanda su dövmek diye niteler. Ülkenin ve halkın sorunlarını çözmekle sorumlu ve görevli olanların, çözüm yerine, zamanı boş sözlerle öldürmeleri çözümü bilmedikleri anlamını çağrıştırıyor. İsterseniz bize öğretilenleri düşünerek, kimi sorulara yanıt arayalım diyorum.

Önce Devlet adamı nedir, ne değildir sorusuna yanıt arayalım. Çünkü Devlet sorumluluğunu üstlenmiş olanlar, klasik deyimle, devlet erkanı boş lafla uğraşmaz, sorunları çözmekten sorumlu olduğunun bilincindedir. Bunun için Anayasa ve yasaların saptadığı çözüm yöntemine başvurur. Sorunlar kimi kez üst düzey sorumlularını bir masa çevresinde toplanıp çözüm araştırmaları bulunur. Eldeki yasalar çözüm için yeterli değilse, çözüm Mecliste arar, Meclis çözemediğinde ulusa başvurulur. Sorunlar yasa ya da devlet geleneğinin gerektirdiği yöntemle çözülür. Kısaca yasaların gereği yapılır. Çözüm için yetkililerin laf üreterek çözümsüzlüğe çağrı çıkarmaları, devletin ciddiyetiyle bağdaşmaz. Sen – ben kavgasıyla harcanan zamanın, ulus ve devlet yaşamına verdiği zararı ve sorunların daha da karmaşa içine itildiğini düşünmek, çözüm arayıp bulmak devlet adamlığının vazgeçilmez görevidir.

* * *

Demem o ki, devlet adamları ülke sorunlarını çözmek için seçilirler. Çünkü devlet sorunları her isteyenin eline bırakılmaz! Peki, devlet adamı nasıl olmalıdır. Liderlik yeteneği nedir, nasıl yansır derseniz, önce bu nitelik onun içte ve dışta saygınlığını gösterir. Sağduyulu, dikkatli ve uzak görüşlü, halkının eğilimlerini dikkatle izleyen, bu niteliği ile yalnız kendi halkının, değil başka ülkelerin de güvenini kazanmış kişilik yapısında olmalıdır. Dahası halkını kimlik gözetmeden sevmeli ve saymalıdır. Devlet adamı güven, sevgi ve saygı dağıtmalıdır..

Bu satırlarla kimsenin canını sıkmak istemedim. Sadece bize öğretilenleri sıraladım Bilimin öğretileri bize yol gösterir diye. Boş sözlerle oyalanmayalım, işimiz laf cambazlığı olmamalı dedim.

Atalarımız ne demişti: ” Lafla peynir gemisi yürümez.” Elbet yürümez, hele peynir gemisi ise..!

memindeger@ttnet.net.tr

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: