Global Ekonomi Üzerine

GLOBAL EKONOMIZM

“Sönmeye mahkum kapitalizim”, ulusal ölceklerde yüzyillarca süren egemenliginden sonra sarsilmaya basladi. Küresel ekonomi, yönetim ve soygunun sürdürülmesi yolunda yeni bir yapilanmalar getiriyor. Global ekonomizim, kapitalizmin sönmesi degil, ekonomik, sosyal, ve kültürel alanda yeniden yapilandirilmasinin kendisidir. Bu sallantiyi gecistirmek, kendisine yeni bir soluk getirmek icin simdilerde dünya egemenligi olarak ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda yapilanmaya basladi. Uluslarararsi bircok kurum ve anlasmalariyla bu yapi yerlestirilmeye calisiliyor. Bu duruma eskimis, geleneksel yömtemlerle karsi cikmak yeterli olmayacagini bilen global ekonomizim karsitlari sikca bir araya gelerek kritikler ve alternatif projeler üzerinde calisiyorlar. Ilk kez 1998 yilinda GENF de 71 ülkeden 300 askin delegenin katilimiyla PGA (Global Eylem Toplumu) olarak merkezilesen calismalarin iki temel yönü bulunuyor; birincisi bireylere yönük. Bireylerin tüketim cilginligindan kacinmasi,bilinclenmelerine yönelik etkinliklerde bulunmak . Ikincisi ise devlet kurumlarina bagli kalmadan kollektif yapilanmalar icinde bulunmak.
PGA nin manifestosunda; günümüzde insanligin; IMF, Dünya Bankasi, Dünya Ticaret Formu gibi uluslararasi kuruluslarla talan edilirken, diger yandanda bu küresel kapitalizmin direkt desteledigi veya etkilerinde kalan ülkesel politikalarla politik, ekonomik ve kültürel soygunun sürdürüldügü belirtiliyor. Kapitalizmin küresel anlamda ameliyat edilmesi; , kapitalizmin kar ve büyümesinde sinir tanimiyor. Yine gecen yüzyillarda köle ticrateinden sömürge sistemlerine kadar kapitalizmin halklarin kani ve gözyaslari üzerinde yükselmisti. Simdilerde ise kapitalizim, yeni bir taktikle karsimiza cikiyor: “global ekonomi”
Global ekonominin küresel toplumlarda ve yasam tazlarinda olumsuz degisikliklere neden oluyor. Dünya capinda yoksullar daha fazla yoksullasiyor, bir avuc “multitirilyoner” pastadan daha fazla pay aliyor. WTO nun tavsiyesi üzerine özellestirmeler tüm ülkelerde hayata geciriliyor. Tarimsal alanlardaki düzenlenme ve yeniden yapilanmalarin sermaye sahiplerinin ve yatirimcilarin cikarlarina uygun olmasini hedef aliyor. Örnegin; misir, tütün, sekerpancari, pamuk, hashas alanlarinin sinirlandirilmasi gibi. sosyal haklarda kisitlamalar ve devletin sosyal alandaki payi azaltiriliyor.Yillar dir kamunun islettigi alanlar özellestirip, yabanci/ yerli sermaye sahiplerine hediye ediliyor.Evsizlik, sefalet, saglik durumlarindaki bozulmalar. Sürgünler, issizlik, kadin erkek ayirimciligi, kara ekonominin artisi, calisanlarin haklarinda kisitlamalar, cevre kiyimi, gibi.

Diger yandan NAFTA ( Kuzey Amerika Sebest Pazar Anlasmasi) , APEC ( Afrika- Pasifik Ekonomik Isbirligi), kurumlar WTO nun istekleri üzerine kuruluyor ve diger yandanda yoksul ülkeler arasinda ASEAN( Güney Asya Ülkeleri Birligi), SADAC (Güney Afrika Bölgesel Isbirligi), SAFTA (Güney Asya Serbest Ticaret Sözlesmesi), MERCOSUR ( Güney Sebest Mallari) antlasmalari gibi kuruluslarlada global ekonomizme hizmet edecek alt bölgesel yapilanmalar olusturuluyor.

Bir taraftan global sermaye dünya capinda yayginlasir ve etkinlesirken diger yandanda ulusal hükümetler kanaliyla soygun düzenini olusturuyor. Ulusal hükümetlerde biryanda bu global ekonomik kapitalizme destek verirken diger yandanda kendi hareket alanlarini sinirlandirarak, “asimetrik” bir iktidar paylasimi icinde bulunuyorlar. Özellikle bu kurumlar arasinda cok etkili bir rol oynayan WWF (Dünya Ticaret Formu) ekonomik ve sosyal alanlarda global kapitalizmin dünya capinda hükümetlere yaptirim gücü olan ve yön verdiren rolü oynuyor. Bu politikalarin etkisi altinda süper zenginlerden alinan vergilerdeki oranlar düsürülüyor, sermayenin uluslararasi akisindaki bürokratik engeller oratadan kaldiriliyor, uluslararasi sermayenin yatirimini en alt düzeyde tutularak bol kar getirecegi ; borsa, spekülasyon, repo gibi alanlarda sonsuz olanaklar aciliyor yerel iktidarlarca.

Emegin sömürülmesi ve sefalet yasam

Semayenin küresellesi; ulusal alanlarda isci sisnifinin onyillarca önce kazanilmis olan haklarininda bügünlerde yok edilmesine yol acilyor. “Isciler; ” uluslararasi rekabet” ve “düzenli calisma” “yarim gün calisma”adi altinda birbirlerine ve baska ülkelerdeki calisanlara karsi kiskirtiliyor. Bu “zengin ülkelerde” emeklilik yasanin yükseltilmesi, sosyal haklarin budanmasi, sendikalarin zayiflatilmasi gibi etkilere yol acarken, yoksul ülkelerde ise calisma kosullarinin daha kötülesmesine ve issizlik sayisinin dahada artmasina yol aciyor.Yapilan zamlar,hayat pahaliligi, kemer sikma politikalari hep sermaye sahiplerinin lehine gerceklesiyor.

Son yillarda yükselen tepkiler sonucunda WWF sikca kendini aklama ihtiyaci duymaya basladi. WWF ye göre; yoksul ülekelere yapilan yatirimalar sayesinde yeni is alanalari actiklarini ve vergi ödediklerini iddia ediyorlar. Bunlar bir dereceye kadar dogru olsa bile; yani özellikle textil ve mikroeletronik dallarinda yoksul ülkelerde yatirimlar olmasina ragmen; “cocuk iscilerin calistirilmasini, günlük 14 saati bulan mesaileri, ödenmeyen fazla mesaileri, calismalarin cok agir is sartlarini, her türlü sosyal ve saglik güvencelerinden yoksun oluslarini hic aciklamiyorlar, deginmiyorlar bile… Yine dogrulamak gerekiyorki yoksul ülkelere yaptiklari yatirimlar var. Ama bunlar o yoksul ülkelerdeki insanlarin tekrar zengin ülkelerde üretilenlerin pazarlanmasini gütmeyen yatirimlar olmadigini nasil aciklayacaklar? Yine göya yoksul ülkelere yatirim yaptiklarini anlatan WEF ciler, yatirim yaptiklari ülkelerin hemen hepsinin isbirlikci yandaslarindan olustuklarini, milyonlarin baski altinda tutuldugu ve iktidarlarin zorbaliklarla sürdürüldüklerini nasil aciklayacaklar?. Ayrica yoksul ülkelerde göya getirdikleri teknolojinin yoksul ülkelerdeki insanlarin günlük yassamlarinda hangi kolayliklar getirdiklerini nasil aciklayacaklar?. Ayrica yoksul ülkelerdeki yatirlarinin sadece o ülkelerdeki “sosyal huzur” var oldukca var olduklarini, en kücük bir sosyal eylemlerde “sermayenin korktugunu veya kactigini” nasil aciklayacaklar. Yine yatirim yaptiklari yoksul ülkeleri kendi mali politikalari ve denetimleri ile boyunduruga aldiklarini nasil aciklayacaklar. 1994 deki Meksika krizini, yine Dogu Asya krizlerini ve tepkilerini nasil aciklayacaklar.

Yine UN (Birlesmis Milletler)aciklamalarina göre gelismis ve yoksul ülkelerde yapilan özellestirmelerin 2/3
oranini uluslararasi sirketler satin aliyor. Yine Uno kaynaklarina göre gelismis veya yoksul ülkelerdeki yabanci sermayenin yalniz para olarak gelmedigini, gelirkende birlikteliginde yabanci marka ürünleride birlikte getirdikleri ortaya cikiyor. Böylecede bir cok yerel tarim aliskanliklarinin yok edildigini, köylülerin dahada yoksullastiklarini , kabilelelerin yok oluslarini nasil aciklayacaklar
Bu nedenlerle “özgür sermaye” nin isyeri ve refah getirdiklerini , yoksulluga karsi olduklari savlarinin gülünc oluyor. Yine bunla paralel olarak ulusal sermayenin fasizme kadar uzanan kesimlerinde “anti global” egilimleride ret ediyoruz. Alternatif; toplumun ihtiyaclarina uygun üretim ve tüketim, insanca yasam.

Cinsiyetci Baski

Globallesme ve yeni liberal politikalar cinsler arasindaki ayrimciligida körüklüyor. Cinsiyet ayirimciligina dayanan dünya kapitalizminin erki -bir cok geleneksel sistemlerde oldugu gibi- kadinlarida daha fazla sömürmesine, ailenin devamindaki rolü ve sex objesi olarak kullaniyor.
“Kadinlar cocuk sahibi olduklarindan sorumludurlar. Onlar, cocuklarin egitim beslenme ve giysi ve disiplininden sorumludurlar.” Kadinalar özellikle textil ve mikroelektronikde ucuz isgücü ve uysal emekgücü olarak kullaniliyor. Yine, kendi ülkelerindeki ekonomik, sosyal, poltik baskilardan bunalan kadinlarin baska ülkelere göc etmesine, orda kötü kosullarda calismasina yol aciyor. Yoksul ülkelerde özellikle kiz cocuklari ve kadinlar sex objexi olarak kullaniliyor fuhusa itiliyor. Yine kadinlara karsi erkeklerin ayliklarini azaltiklari gerekcesi ile saldiriyor. Kadinlarin evde oturmalari körükleniyor, kadinlara erkeklere göre daha az üceret ödeniyor, bir yandan ” dayak ” altindaki kadin diger yöndende ideolojik saldirilara ugruyor. Kimseler suclunun dünyadaki kapital oldugunu söylemiyor ama…
Global ekonomi bu yönüylede kadinlara yönelik bu eski ve yeni saldirilara destek veriyor.

Kabilelerin yasam kavgasi

Eski ülkelerein ve halklarin kapitalizmi karsi direnislerinin uzun gecmisi vardir. Bugün küresel ekonopmi, yeni koloni sistemi, bu halklara karsi yasamlarini yoketme saldirisi icvindedir. Bu eski yerlilerin ticaret aliskanliklari, onlarin bilimleri yoketme ile karsi karsiya kalmakda, tohum, ilac, geleneksel bilim insani gen teknolojisindeki metaya ve kara dönüstüren yapilimlari ile karsi karsiya. Bu yerlilerin oturdukalari bölgeler sik sik askeri alan olarak yasaklanmakda, onlarin cografi , kültürel insani degerleri yok edilmektedir.

Azinliklara baskilar:

Amerika kitasinda zenciler ve siyahiler yüzyillardan beri korkunc ve insani olmayan fiziki ve psikolojik soygun altindadir. Siyahilerin isgücü gerek Avrupa da gerekse Amerikada kapitalizmin gelismesinde cok önemli bir rol oynadi. Siyahiler yüzyillar boyu büyük toprak sahiplerindece yerlerinden sürüldü, asagilandi ve kültürel yönden soyutlandi.
Yine, Cingeneler,Sintiler , Kürdler , Sahara da yasiyanlar benzer durumdalar. Bu ülkelerin bagimsizligi , kültürel özerkligi baski altinda tutuluyor ve asimilasyon ugratiliyor.

Doganin ve Tarimciligin Katliami

Tarim alanlari, su, orman, hayvan dünyasi, su kaynaklari ve maden kaynaklari meta degil, özellikle yasamimizin kaynaklaridir. Onlarca yildan beri bu kaynaklar tüketici sermayenin talanin ugramis, onlarin politik ve ekonomik cikarlari icin kullanilmistir. Bu soygun yine milyonlarca insanin yoksulluk altinda kalmasina yol acmaktadir. Onlarca yildan beri Weltbank, IMF, WTO ve birlesikleri olan ülkesel hükümetlerle ve loby gruplarinca cevrenin katledilmesine destek vermektedirler. Bu politikalarin sonucu olarak; cevre kirliligi ve katliami, yerlesim bölgelerinden göcler, bitki türlerinin yol olmasina yol acmaktadir. Bunun ülke icinde ve ülkeler arasinda yansimasi olan tarimciligin büyük ölcüde yokedilmesi, tekellerin denetime, üretimeine birakilmasina yol acmis, balikcilik, el zanaatkarligi, tarim isciligi gibi mesleklerin yok olmasina yol acmis, yoksulluk katlanmistir, Yine gen teknoloji ile bitkileri ve meyvalarin özgünlügü ile oynanmis, kar hirsi tarimciligin her alanina girmistir. Kar ve sermaye cikarlari icin hormanal ürünler gelistirilmis, insanin sagligi tehlikeye düsürülmüstür. Yine toplumsal icerili ve birlikte üretilen bir cok tarim ve el sanatlari ürün ve yasam bicimleri ortadan kaldirilmaktadir.

Kültür

Küresel ekonominin en önemli dali olan kültürün; cesitliligin yok edielmesi ve kapitalizmin bu yeni bicimine uyumlu hale getirilmesidir.
Özellilile yazili ve görsel medyanin kültürel cesitliligi önleyici ve kar amacina yönelik rolü buna karsi direnenlerin yaraticiligini kesme, seslerini duyurmama olarak karsimiza cikiyor. Kolonistligin basinda kilise ve koloni dilinin ögretilip, yayginlastirilmasi ile kendini gösteren kültürel saldiri bu kez; tekelci medya ve tüketim özendiriciligi ile gösteriyor. Bu kapitalizmin yeni acilimi insani degerlerin yok edilmesine denk düsüsüyor. Insani kölelelsitiriyor. Buna karsin bizler diyoruzki; bagimsizlik ve özgürlük insanlarin kendi kararlari altinda yasamla tarzi vermeleri ile olanaklidir. Bunlara karsi anti global ekonomi yanlilari sayisiz alternetif etkinlerde bulunarak “konzernkulturel” lere karsi alternatifitlerini yasama geciriyorlar.

Bilim ve Teknoloji:

Bilim ve teknoloji bagimsiz ve degersel özgürlügü yokdur. Sermaye, bu alandada belirleyici ve yönlendirici oluyor. Bati dogal bilimlerinin ve teknolojisisnin insanlik tarihine katkisi büyük olurken diger yandanda kökleri yüzyillara dayanan cok degerli bilimleri ve teknolojiyi insanligin daha fazla sömürüsü icin kullaniyor. Bir yandan gen teknolojisinde ve buhar teknolojisindeki yenilikler insanligin daha fazla issiz kalmasi, sömürünün daha fazla artmasi yönünde kullaniliyor. Bu bilim ve teknoloji cocuk isciler üzerinden yoksul ülkelerde sermaye sahipleri icin yeni isgücü olusturuyor. Yüzyillardir” kari koca ilaclari”, “sihirbazlik” denilerek hor görülen yöntemler bilimsel ve teknolojik alanlarda gelistirilerek sermayenein daha fazla gelismesi ve kari icin kullaniliyor. Bilim ve teknoloji insanlari hizla üretmek, hizli tüketmek icin insani olmayan yapida kullaniliyor.

Genclik, Egitim ve Ögrenim

Ekonomik kapitalizim, dünya ölceginde egitimin bir meta haline dönüstürülmesine neden oluyor. Devletin egitim alaninda yaptigi yardimlar azaltiliyor, özel üniversiteler, özel liseler, özel okullar yayginlastiriliyor. Egitimcilerin isalanlari ve ücretleri düsürülüyor, üniversite harclarinin arttiriliyor, yoksul ögrencilerin okuma olanagi kisitlaniyor, ve sosyal esitsizligi artirici bir hale dönüsüyor. Sosyal bilimler alaninda egitim ve is olanaklari daraltirilarak, genc beyinlerin para getirici yönde egitilmeleri kiskirtiliyor. Ögrenciler birlikte isyapma yerine birbirleri ile rekabet etme icinde bulunduruluyor. Egitimde; kritik, yeni acilimci, toplumsal olaylara ilgi duyan ögrenci toplulugu azaltiliyor. Kartelci, uluslarararsi tekellerin denetimindeki medya insanlari tek yönde propagandaya tabii tutuyor.

Militarizim

Ekonomik globalizim, daha fazla, daha fazla tutuklama, daha fazla hapishane, daha fazla tutukluya yol aciyor. Bir yandan yoksul ülkeler sürekli silahlandirilrken, diger yandan da Irak, Yugoslavya da oldugu gibi milyonlarin yasamini bozuyor, halklarin gelecegine ipotek koyuyor. Bircok ülkelerdeki zorunlu askerlik hizmeti ile genc insanlar silah altinda tutuluyor ve kuvvet kullanimi körükleniyor. Sermayenin zorlandigi zamanlarda askeri darbelerle müdahele ediliyor. Yine militar ekonomik yapilanmalarla dünya ekonomik sistemi icinde ciddi bir agirlik tasiyorlar. Atom silahlari dünya Mahkemesi Birligi nin atom silahlarinin uluslararasi haklari cignedigi icin mahkum ederken bu karar uygulanmiyor. En son Yugoslavya saldirisinda oldugu gibi uranyum mermilere insan, doga kiyimi yapiliyor.

Göcmenlik, Ayrimcilik

Yeni liberal rejimler sermayenin uluslararasi akisi icin hertürlü isbirligi icindeyken, insanlarin serbestce dolamlarina,oturum haklarina karsi cikiyorlar. Bir yandan ilticacailara yönelik her türlü kisitlamalar ve saldirilar olurken, diger yandan, da göcmenler toplumun en alt sinirinda yasamak zorunda kaliyorlar. Bircok göc alan ülkelerde göcmelerin secme ve secilme hakki olmayisi, devlet dairelerinde, toplumda ayirimciliga ugramalari,kacak yasamak zorunda kalmalari, sigortasiz, tehlikeli islerde calismak zorunda kalislari gibi. Göcalan ülkelerdeki yöneticilerin yabancilari”günah kecisi” olarak kullanmalari, yerli yabanci ayirimi yapmalari global ekonomizmin ulastigi, körükledigi sonuclardir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: