Ayrılıkların da Sonu Var…

Hatice Tuncer

İlhan İrem’le ayrılığa son

1973’te barış ve sevgi dolu bir dünya isteyen şarkılarıyla yaşantımıza girdi İlhan İrem. Söz ve müziğini kendi yazdığı unutulmaz şarkılara imza atarak pop müzikte kendine özgü çizgisini sürdürürken seksenli yıllarda senfonik rock denemeleri yaptı. Sonraki yıllarda sesini duymaya, şarkılarını dinlemeye devam ettik ama ondan haber alamaz olduk. Bu yaz sürpriz yaparak ”Cennet İlahileri” adlı sözleriyle hayatın çelişkilerini didik didik eden bir albümle yeniden dünyaya döndü.

Ayrılıkların da sonu var

İlhan İrem bu yaz sürprizlerle doluydu. Yaz aylarının başlarında tümüyle yeni şarkılardan oluşan ”Cennet İlahileri” albümüyle kendi dünyasını aralayan İlhan İrem, 29 Eylül’de İstanbul Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda, 7 Ekim’de İzmir Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda ve 14 Ekim’de Ankara Anatolia Sahnesi’nde konserlerle ”Ayrılığa” son verecek…

”Bir dünya olsun ki barışta/Sevgiyle aşkla dolu” diye dünyanın hâlâ aynı ihtiyacı duyduğu sözlerle ördüğü güzel melodilerini 1973’te çocuksu ve sıcak sesiyle kulaklarımıza doldurmuştu İlhan İrem. Söz ve müziğini kendi yazdığı unutulmaz şarkılara imza atarak pop müzikte kendine özgü çizgisini sürdürürken seksenli yıllarda senfonik rock denemeleri yaptı. Sonraki yıllarda sesini duymaya, şarkılarını dinlemeye devam ettik ama haber alamaz olduk. 14 yıl boyunca sevenleriyle kendisine yarattığı ”ışık ve sevgi” dünyasında müzikten hiç kopmadı. Hikâyeler, denemelerle, şiirlerle kalemini de elden bırakmadı, resim sergileri açtı.

Bu yaz İlhan İrem sürpriz yaparak ”Cennet İlahileri” adlı sözleriyle hayatın çelişkilerini didik didik eden tamamen kendi şarkılarından oluşan bir albümle yeniden dünyaya döndü. ”Arkadaş” sıcaklığındaki sesiyle öykülerini, tasavvuf müziğinden senfonik rocka kadar uzanan müzikal yolculukta anlatıyor.

Yeni albüm sürprizinin etkilerini yaşarkan İlhan İrem’in konser duyurularıyla karşılaştık. 29 Eylül’de İstanbul Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda, 7 Ekim’de İzmir Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda ve 14 Ekim’de Ankara Anatolia Sahnesi’nde üç konserle dönüyordu. ”Ayrılıkların da sonu var” mış gerçekten.

İlhan İrem’e sorularımızda şarkılarından yola çıkarak yıllardır kapandığı dünyasının kapılarını aralamaya çalıştık:

Albümlerle ilk ilişki kapağından başlar. Ben de albümü elime aldığımda adına takıldım. ”Cennet İlahileri” dini motiflerin olabileceği hissi uyandırmıştı bende. Neden böyle bir ad verdiniz albümünüze?

”33 yıl boyunca bütün şarkılarım göksel inişler, yükselişler taşıyor. ‘Anlasana’ da belirginleşip, sonrasında yoğunlaşan mistik dokunuşlar var. Öte yandan, yaşadığım coğrafyadaki güzellikleri, özgürlükleri tırpanlamaya, karartmaya niyetli olanlara yakası açılmadık şarkılar. Ama aşk ilahi… Olağanüstü… Gündelik sakat alışverişlerle ilgisi yok hiç. Kâinatın sonsuz mavilerinde erimek, boşluklarda kendine karışmak. Başka yerlerde, başkalarında huzura yayılmayı anlatıyorum. Hepsi birer umut ilahisidir.”

Tasavvuf müziğinin neredeyse simgesi neyle başlıyoruz ve aniden bir patlamayla irkiliyoruz. Biraz Mevlüt’ten alıntı ama aşk ve yalnızlık temasıyla buluşuyoruz. Tasavvuftan nasıl etkilendiniz? Bu yoğun aşk ve yalnızlık duygusunu anlatır mısınız?

”Dinlerin, dünya üzerindeki bütün ayrılıkların ve savaşların sebebi olduğunu düşünüyorum. Türklerin Şamanizm dininde kalmalarını isterdim. Tasavvuf, evrenin bütünlüğü. Canlı cansız her şeyi kendi parçan bilip, zarar vermeme hali ”ışık ve sevgi” anlatımlarımla örtüşüyor. Sevgiyle, aşkla, çevrenin, insanların, hayvanların haklarıyla ilgilidir. Ümmetçilerin dağları, madenleri, kıyıları, adaları parsellemeleriyle kavga eder. Tanrıdan korkmaz, Tanrıyı sever, onunla söyleşir, şakalaşır. İlahi aşkı karşılıklıdır. Sadece kelebeğin kanatlarındaki renklere inanıyorum. Yalnızlığım kaçınılmaz.”

”Hu” şarkısında yaşamla hesaplaşma var sanki.. ”Müjde”, ölüm ve düğün üzerine bir ikilem. ”Yılan Isırığı”nda yine aynı duygular. Sondaki cennette umut algılıyorum. Yaşamla bu hesaplaşmalarınızı anlatır mısınız? Umut var mı gerçekten?

”Dalgalar aynı ninnilerle, aynı kayalıklara çarpıp duruyor: ”Hu hu deja vu.” Töre cinayetlerinde, afetlerde ölen, intihar eden, yazgısı ortak gelinlerin hikayesi ”Müjde”. Gitar solodan sonra, alıcı kuş söylüyor şarkıyı. Ölümcül düğün şenliklerinde boğuluyor yarın. Ne gam! ”Yılan Isırığı” asla pes etmeyen avare bir dervişin yolculuğu.”

Tören yine bir ölüm teması… Etkileyici ve sade giriş… ”Dem”, ebabil peşinde belki özgürlük belki kurtuluştur ve büyücüler. ”Mahşerin Dört Atlısı” biraz da isyan. Yenilgi mi yoksa mücadele mi var şarkılarınızda?

”İyi şarkılardan kendinize ve hayatınıza paylar çıkarabilirsiniz. Mükemmel şarkılar, yaşanan hayata indirgenemeyen karışıklık ve rahatsızlık duygusu verir. Cennet İlahileri, kapağından son kelimesine kadar, bulunduğunuz yere göre açılır veya kapanır. ”Tören” doğumdur. Arınış, yeni güzellikler. Bütün albüm törendir. Gece ve gündüzün çelengi örülüyor. Kıldan ince kılıçtan keskin köprülerden geçip, Ölümü, doğumu, sessizliği, kavgayı, yenilgiyi, zaferi hiçliyorlar.”

Özlem, ölüm, ağlamak ve gülmenin birlikteliği yine. Geçmiş ve gelecek, hep ikilemler… Yaşamda ikilemlerin neresindeniz? Tüm bu duygular Hansu Hanım’la ortak yaşanıyor diye düşündüm. Böyle bir sevgide bu kadar yalnızlık ve acı nasıl yaşanır?

”Kutsal kitapların ve mitolojik metinlerin ilahi rüzgarları var. Bu albüm, dünyanın bugünlerinde dinleri aşan bir sevgi çatısı olarak yaratıldı. Alt kaynamalardaki zahiri ikilemleri, yalnızlık ve acıları kainatsal güzelliğimize dönüştürdük. Kendini derinden bakıldıkça ele veren şarkılar bunlar. Nereden bakılırsa orayı gösterecek.”

Popla başlayan rock, senfonik yapılar deneyen bir sanatçının müzik yaşamında bu albüm nerede duruyor? Yeni senfonik tarz denenmiş, rock, pop temalar ve tasavvuf etkileri desem yanılmış olur muyum? Siz bu albümle geldiğiniz müzikal noktayı anlatır mısınız?

”Şiirsel ve müzikal yönlerden çözülüşü zor görünen, yolculuğun bugün vardığı yerdir. Beklentileri aşmakla birlikte, İlhan İrem izleyicileri ”Cennet İlahileri” ile çok özel bir buluşma yaşıyorlar. Tavus kuşunun olağanüstü kuyruğu dinledikçe, anladıkça açılacak. Konsept bütünlüğü olan, progressive, senfonik rock’tır, İlhan İrem albümüdür.”

Neden bu kadar ayrı düşüldü, kavuşmak için mi?

”Kavuşan, ayrılan, görünen, görünmeyen, sadece beden. Seslenişlerimi duyuyor, duyabilenler. Konserlerde dediğiniz anlamda hasret gidereceğiz. Yoğun bir yaratım sürecindeyim. Başka konserler de olacak. Her şey şimdi başlıyor…”

Cumhuriyet
23.09.2006

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: