Bilim Adamlarından Ürperten Senaryolar

storm.jpeg
“Doğal afetler bütünüyle önlenemez fakat hasarları azaltılabilir” diyen bilim adamları, dünya ülkelerini uluslararası bir “afetleri azaltma platformu”nda toplanmaya çağırıyor.

Dünya son yıllarda ardı ardına gelen felaketlerle sarsılıyor. Türkiye bunun en dehşetli örneğini 17 Ağustos 1999’da yaşadı. Bu depremde on binlerce insanımızı kaybettik. Yine on binlerce insanın yaşamını yitirdiği Endonezya, Pakistan depremleri, Katrina kasırgası hafızalarda tazeliğini koruyor. Son olarak Filipinler’de meydana gelen heyelan yüzünden yüzlerce insan hâlâ toprak altında. Bütün bu afetlerin yarattığı felaketler herkesin aklına şu soruyu getiriyor: Dünyaya neler oluyor?

Gerçekten de dünyanın doğal dengesi bozuluyor mu? Büyük depremler, kasırgalar, mega tsunamiler, patlamaya hazır volkanlar, küresel ısınma, buzulların erimesi, hastalık yayan virüsler bunun işaretleri mi? Doğal afetlerde son yıllarda artış mı var? Teknolojik gelişmeler, insanlık için önemli bir tehdit oluşturacak mı? “Yarından Sonra” (The Day After) gibi bilimkurgu filmlerinde seyrettiğimiz senaryolar, gelecekte gerçekleşecek mi?

Bilim adamları, bu yıl da doğal felaketlere hazırlıklı olunması gerektiğini vurguluyor. Doğal afetlerin en çok etkilediği yerler, hiç kuşkusuz milyonlarca insanların yaşadığı büyük şehirler, yani mega kentler. Nüfusun yoğun olduğu, ekonominin kalbinin attığı mega kentlerde yaşanan doğal afetler, toplu ölümlere, salgın hastalıklara, paniğe ve krizlere daha fazla yol açıyor. Gelişmekte olan ülkelerde tablo daha da vahim bir hal alıyor.

Dünya son iki yıldır, benzeri görülmemiş yoğunlukta doğal afetlere sahne oldu. Birbirini izleyen depremler, kasırgalar, su basmaları ve seller, tsunamilerde 336 bin 400 kişi yaşamını kaybetti; 307 milyon kişi evsiz barksız kaldı ve zarar gördü.

Maddi hasar toplamıysa 252 milyar ABD dolarıyla rekor seviyeye ulaştı ve Amerikan sigorta şirketlerini zora soktu. Bu maddi hasarın en büyük bölümünü ise, 125 milyar ABD dolarıyla Katrina kasırgası oluşturdu.

Birleşmiş Milletler’in doğal afetlerin azaltılması için çalışan biriminin (UN/ISDR – United Nations International Strategy for Disaster Reduction) ocak ayı sonunda açıkladığı can kaybı ve maddi hasar rakamları, acı bir gerçeği daha ortaya koyuyor: Canını en çok kaybedenler, yoksul bölgelerde yaşayanlar.

Tony Blair’in girişimiyle, bilim adamları doğal afetlerin bütünüyle önlenemeyeceklerini, fakat hasarlarının azaltılabileceğini belirterek, dünya ülkelerini uluslararası bir “afetleri azaltma” platformunda toplanmaya çağırıyor.

İngiltere Başbakanı Tony Blair’in girişimiyle, Hint Okyanusu’nda meydana gelen tsunaminin ardından kurulan ve İngiltere’nin en önde gelen akademisyenlerinden oluşan Doğal Afet Çalışma Grubu (NHWG – Natural Hazard Working Group), “Dünya bilim adamları bir araya gelelim, bilgi ve öngörülerimizi paylaşalım, hükümetler üzerinde yaptırımımız olsun, tek elden felaketleri önleyelim” önerisini getiriyor.

ABD tarafından önerilen Küresel Dünya Gözleme Sistemi Sistemleri (Global Earth Observation System of Systems) de, bu yönde oluşturulmaya çalışılan diğer bir uluslararası kuruluş.
İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü ve Afet Yönetim Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’na göre, artık afetlerden daha fazla etkileniyoruz. Kadıoğlu, bundan, büyük oranda yüksek nüfus artışı, göçler ve plansız şehirleşme, çevrenin tahribatı ve küresel iklim değişiminin sorumlu olduğunu belirtiyor.

Yıldız Teknik Üniversitesi Doğa Bilimleri Araştırma Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Şükrü Ersoy da, özellikle 1960’lardan sonra büyük afetlerin sıklığında artış gözlendiğini vurguluyor. Can kaybının 100’den fazla olduğu olay sayısında ve afetlerin neden olduğu ekonomik kayıplarda da ciddi bir yükselme olduğunu anlatan Ersoy, “Ülke milli gelirinin düşük olduğu yerlerdeki afet sayıları ve insani kayıplar çok fazla. Yüksek gelirli, gelişmiş ülkelerin afet sayıları ve insani kayıpları ise azalıyor” diyor.

10 Mega felaket

Peki, dünyayı bekleyen ve bilim adamlarını en çok endişelendiren, sadece meydana geldikleri ülkeyi değil kıtaları etkileyebilecek, hatta “dünyanın sonu” anlamına gelebilecek en büyük doğal tehlikeler neler:

1. Küresel ısınmanın önünün alınamaması
2. İspanya’daki Kanarya Adaları’nda, La Palma’daki “Cumbre Vieja” yanardağının patlaması ve bunun yol açabileceği mega tsunami
3. Süper-volkan (50 bin yılda bir rastlanan devasa yanardağ patlaması)
4. Büyük bir gökcisminin dünyaya çarpması
5. Hipernova (uzayda karadelik oluşturarak patlamış büyük bir yıldızın gamma ışınlarının dünyaya çarpması)
6. Dünyadaki ekonomik dengeleri altüst edecek büyük bir deprem
7. Tacikistan’daki Sarez Gölü’nün üzerindeki doğal barajın çökmesi
8. Küresel salgın hastalıklar
9. Telomer (kromozomları koruyan kapakçıklar) aşınması
10. İnsanlığın ölümsüzlüğü ararken robotlaşması

Hiç bu kadar ısınmadık!

Eskimolar, Kuzey Kutbu buz kütlesinin yavaş yavaş yok olduğunu görüyorlar; Güney Amerika’da ve Asya’nın güneyinde yaşayanlar çok büyük fırtınaları ve selleri, Avrupalılar ise orman yangınlarını ve öldürücü sıcak dalgalarını yaşıyor. Çünkü dünyamız bin yılı aşkın süredir, geçen 30 yıl içinde ısındığı kadar hızlı ısınmadı.

Buz fırtınaları ve seller

Önümüzdeki yıllarda, okyanusların da ısınmasıyla kasırga, tropikal fırtına, tayfun, hortum, buz fırtınaları, yıldırımlı fırtına ve sel baskınları şiddetini giderek artıracak. Bilim adamları, bunun en büyük nedeni olarak küresel ısınmayı gösteriyor.

Küresel ısınma, basit tanımıyla, atmosferde bulunan karbondioksit, su buharı, ozon, metan, azotoksit ve klorofolorokarbon gazlarının miktarlarındaki artış, dünyadan atmosfere geri yollanan güneş ışınlarının daha fazla tutularak yeniden atmosfere yayılması ve bu da, ortalama sıcaklığın artması anlamına geliyor. Bilim adamları, gelecekte yerkürenin sıcaklığında yaşanacak 1,4 – 5,8 derecelik artışın yol açacağı sonuçları öngörebilmek için çeşitli iklim modelleri geliştirmeye başladı.

Bu nedenle birtakım adımlar atılmaya başlandı. Kyoto Protokolu bunlardan biri. Gelişmiş ülkelerin, sera gazı salınımlarını 2008 – 2012 döneminde 1990’daki düzeyin ortalama yüzde 5 altına indirmeyi kabul ettikleri bu anlaşmayla, küresel ısınmaya çözüm olabilecek çareler bulunmaya çalışılıyor.

Etkili 30 afet

Prof. Mikdat Kadıoğlu, dünyada etkili olan 30 çeşit doğal afeti önem sırasına göre şöyle sıraladı:

Kuraklık, tropikal siklon, bölgesel sel ve taşkınlar, deprem, volkan, orta enlem fırtınaları, tsunami, orman ve çalı yangınları, toprak şişmesi, deniz seviye değişimleri, buzullar, toz fırtınaları, heyelan, kıyı erozyonları, çığ, yerin yavaş yavaş kayması, tornado, kar fırtınası, kıyı buzları, ani seller, sağanak yağışlar, yıldırım çarpması, kar tipisi, okyanus dalgaları, dolu fırtınası, donan yağmur, kuvvetli rüzgârlar, toprak çökmesi, çamur ve dağ döküntüsü akışı, kaya düşmesi.

Kaynak : Milliyet

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: