Hangi Sanat?

MUSTAFA KARASU

Son yıllarda üretilen müzik parçalarında öne çıkan iki motif söz konusudur. Birincisi kadının cinsel bir nesne olarak sunulmasıdır. İkincisi bireylerin anlık duygularına ve cinsel güdülerine seslenilmesidir. Kültürün işlevi olan topluma mal olacak duyguların dile getirilmesi bir tarafa bırakılmıştır. Kadın cinselliğini kullanan ve bireyin anlık duygularına seslenen bu tür müzik parçaları rağbet görmekte ve talep edilmektedir. Talep edilen ve tüketilen bir müzik parçası üretildiğinde iyi bir şey yapılmış olunduğuna hükmedilmektedir. Böylece insanların bilinçleri saptırılmakta ve tüketimi tek değer olarak gören kapitalist sistemin illüzyonu da böylece kitlelere yutturulmaktadır.

İlk önce kadının cinsel meta olarak kullanıldığı müzik parçalarına talebin neden fazla olduğunu ve ilgi gördüğünü anlamak gerekir. Kapitalizm her şeyi alım-satım ve pazar konusu haline getirdiği gibi erkek egemenlikli sistem, kadın cinselliğini de meta haline getirmiştir. Ataerkil sistemin hakim olmasından sonra kadını cinsel meta görme anlayışı ortaya çıkmıştır. Ancak devletçi, sömürücü sistemin son temsilcisi kapitalizm, bu anlayışı ve bunun uygulamasını zirveleştirmiştir.

Kapitalist sistem kadının cinsel bir meta olarak değer bulması ve para getiren bir nesne haline gelmesi için erkekliği her türlü yöntem ve araçla alabildiğine kışkırtarak, kadının cinselliğine talebi fazlasıyla arttırmıştır. Erkeklerin bu konuda talepkar olması kendiliğinden ortaya çıkmamıştır. Kadının cinsel meta olarak kullanılması bu talebi daha da arttırmış, talep artınca da kadın cinselliği para getiren bir meta haline gelmiştir. Kadın cinselliğinin birçok biçimde nasıl pazarlandığını dünyadan en fazla habersiz olanlar bile bilmektedir.

Bugün televizyonlarda birçok porno kanal bulunmaktadır. TV’lerin bugün ticari bir araç haline geldiği düşünülürse bu kanalların sahiplerine kazanç getirdiği için bu kadar çoğaldığı anlaşılır. Şimdi bu kanallara talep var, denilerek bunlar, toplumun ihtiyacını karşılayan işler olarak değerlendirilebilir mi? Hiç kimse bu kanalların cinsellik konusunda eğitsel bir işlev gördüğünü iddia edemez.

Şimdi talep bulmak isteyen müzik parçasına erkeklerin duygularını okşayacak motifler konulmakta ya da sadece satışı artsın diye kliplerde kadının cinselliği kullanılmaktadır. Şimdi biz bunları topluma yeni değer yargıları kazandıran, toplumun her bakımdan – buna aşk da dâhil edilebilir.- beğeni ölçülerini yükselten ve yaşam kalitesini arttıran eserler olarak görebilir miyiz? Tabi ki vereceğimiz cevap olumsuzdur.

Şimdi neredeyse kadını her alanda cinsel meta olarak kullanmak moda haline geldi. Önceleri kadın hareketleri reklâmlarda kadının cinselliğinin kullanılmasına karşı çıkarlardı. Günümüzde müzik ve sanat adına üretilenler reklâmlara rahmet okutturacak düzeyde kadın cinselliğini kullanmaktadır. Ne var ki toplum buna o kadar alıştırılmış ki karşı çıkan sesler çok cılız olmaktadır. Neredeyse kadının cinselliğinin meta olarak kullanılması normal bir şeymiş gibi algılanmaktadır. İşin vahameti de bu normalleştirmeden kaynaklanmaktadır.

Bu normalleştirme sonucu kadın özgürlüğünü savunması gereken ve bu konuda hassas davranması beklenen TV’ler ve yayın organları da bu konudaki hassasiyetlerini kaybetmişlerdir. Dünyada herkes böyle yapıyor, bizimkilerin de yapması normaldir, diyerek bakıp geçiliyor. Böylelikle kapitalist sistemin kadına karşı işlediği suça ortak olunuyor.

Kadınların kendilerini cinsel meta olarak gören ve sunan sistemin bu yargısını reddettiklerini biliyoruz. Ancak sistemin bu durumu normalleştirmesi karşısında reflekslerin zayıfladığı ve anında harekete geçmediği görülmektedir. Bizce sistemin bu uyuşturucu ve illüzyonla hepimize seyrettirdiği bu duruma tutum takınmamız acil ve önemli hale gelmiştir.

Kadını cinsel meta olarak kullanan ya da cinsel bir meta gibi müzik kliplerinde arz-ı endam eden sanatçılara tavır koymanın zamanı gelmiştir.

Kadın, toplumun dolayısıyla sanatın en önemli konusudur. Çünkü yaşamın niteliğini ve kimliğini belirleyen kadının duruşudur. Marks’ın belirttiği gibi, bir toplumun ne olduğunu üretim ilişkilerine bakarak tanımlayabiliriz. Aslında bir toplumu ve yaşamı tanımak ve belirlemek için kadının yerine bakmak gerekir. Kadının yerinin cinsel meta olduğu bir toplum, herhalde en fazla lanetlenmesi gereken bir karaktere sahiptir.

Kadın şiirde, romanda, müzikte yer alabilir. Ama bu yer alış, toplumun özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik, hümanist ve ekolojik niteliğini yansıtma ve toplumun kimliğini bu çerçevede yaratan bir rolde olmalıdır. Aksi halde binlerce yıldır kadına erkeğin cinsel ihtiyaçlarını karşılayan bir nesne olarak yaklaşan erkek egemenlikli, iktidarcı ve sömürücü sistemin yarattığı zihniyeti kırıp cinsiyet özgürlükçü bir dünya yaratamayız.

Müzik ve sanat yapanlar eğer cinsiyet özgürlükçü, demokratik bir toplum arzuluyorlarsa kadına doğru bir yaklaşım- ister kadın ister erkek olsun- göstermeleri gerekir. Talep var, para kazanıyoruz, düşüncesiyle kadın cinselliğini her ne biçimde olursa olsun kullanmak, söz konusu kişileri toplumsal ahlakı bitiren ve kadını metalaştıran sistemin suç ortağı haline getirir.

Bu tür müzikler bırakalım aşk ve sevgiyi anlamlı hale getiren değerler üretmesi, tersine bu değerleri tümden bitiren ve erkeğin cinsellik hoyratlığında kadını aşağılayan bir zihniyet ve kadın-erkek ilişkisi üretmektedir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: