Ferhat Tunç : Başkaldırabildikçe insanız…

Cumhuriyet – Hatice Tuncer,

Sanatçı Ferhat Tunç ‘un 21. albümü: ATEŞTE SINANDIK

Ferhat Tunç’un “Ateşte Sınandık” adlı yeni albümü ile gazete ve dergilerde yayınlanan yazılarını bir araya getirdiği “Zor Zamanlar ince Şarkılar” kitabı geçen ay yayımlandı. Protest müziğin en sevilen sanatçılarından biri olan Tunç. müzikal çizgisini fazla değiştirmeden, gelişen teknolojiden de yararlanarak müzikalitesinden ödün vermiyor.

Doğup büyüdüğü Tunceli’de de, 14 yaşında gittiği Almanya’da da yoğun siyasi ortam içinde yaşayan Ferhat Tunç’un müziği, bu nedenle sol muhalif çizgiyle yoğruldu. 25 yıllık müzik yaşamının 21. albümü nedeniyle yaptığımız söyleşide de müzik ve siyaset iç içeydi: “Bana sık sık ‘Sanatçı mısın siyasetçi misin’ diye hakarete varan mesajlar atanlar oluyor. Aynı eleştirileri solcu arkadaşlarımdan da alıyorum. Bir müzisyenin, sanatçının yaşadığı toplumsal gerçeklik içerisinde sözü olamaz mı? 12 Eylül’den sonra daha da yerleşen, sözünü esirgeyen bir toplumsal yapımız var. Eğer sözünü esirgiyorsa ne sanatçıdır ne de gerçek anlamda aydındır. Ben sistemle uzlaşmıyorum. Sözünü söyleyenler ne kadar çoğalırsa bu ülkede, demokrasiye de özgürlüklere de o kadar yakın olabileceğimize inanıyorum. İşi siyaset olan insanlar siyaset adına sistemin birer parçası haline geliyorsa, toplumsal gerçekliğimize uzak yaklaşımlar sergiliyorlarsa sözünü söyleyecek birileri çıkıyor. Keşke sadece şarkı söylemekle yetinebileceğimiz bir ülkede yaşıyor olsaydık.”

Her zaman umut

Duygulu sesiyle yıllardır okuduğu şarkılara daha da hüzün katan Tunç, hiçbir zaman umutsuz; olmamış. En karamsar dönemlerde bile gelecek için “umut verebilmeyi” sanatının temeline oturtmuş. Zaman zaman çeşitli çevrelerden aldığı “belirli bir kesimin, belirli bir bölge insanının sanatçısı olma” eleştirilerini ise haksız buluyor: “Ben özgürlüğe, demokrasiye ve insan haklarına inandım. Türkiye’nin sanatçısıyım, ama beni Türkiye’nin sanatçısı olarak görmeyenler, birtakım sözlerimden dolayı yargılayanlar olabilir. Beni herkes anlasın diye bir derdim yok. Ben kendi doğrularımla yola çıktım, bu doğrularla hizmet etmek istiyorum. Hiçbir yerde çatışmayı ayrılıkları kışkırtan bir yazımı, şarkımı göremezsiniz. Türkiye’nin yalnızca güneydoğusunda değil, her bölgesinde konserlerim dolu geçiyor. Büyük bir dinleyici potansiyelim var. En büyük destek mesajlarını da Karadenizlilerden alıyorum. Bunlar, Türkiye’de yaşayan tüm ezilen kesimlerin sanatçısı olma çabamın bir sonucudur, göstergeleridir.”

Ateşte Sınandık

“Ateşte Sınandık” Ferhat Tunç’un 25 yıllık müzik yaşamında 21. albümü. Ferhat Tunç, müzikal arayışlara girmek yerine, yeni şarkılarım, yılların kabullenilmiş ve sevilmiş çizgisinde yapmayı tercih ediyor: “Müzikal kaygıları olan bir insanım ve bu kadar albümden sonra yanlış yapmak gibi bir hakkım yok. İnternet korsancılığının, hırsızlığın had safhada olduğu bir dönemdeyiz. Hiçbir sanatçının albüm yapmayı göze alamadığı, özellikle muhalif müzik yapan sanatçıların son derece sınırlı, kısıtlı imkânlarla albüm yaptığı dönemlerdeyiz. Bazıları yapamıyor hatta. Artık Unkapanı’ndaki şirketler albüm yapmıyor. Herkes kendi imkânlarıyla albüm yapıyor ve bu şirketler dağıtıyorlar. Geçenlerde bir ödül töreni vardı, 100 bin satan bulamadılar. Böylesine zorlu bir süreçte, bütün imkânlarımı kullanarak, büyük harcamalar yaparak, müzikaliteden ödün vermeden albümümü yaptım. Yine senfoni orkestrası kullandım, Türkiye’nin en iyi müzisyenleriyle çalıştım.”

Tüm enstrümanların canlı çalındığı albüm iki stüdyoda kaydedilmiş. Tunç’un, 2 yıl önce yayımlanan “Sevmek Bir Eylemdir” albümü dışında yıllardır birlikte çalıştığı Osman İşmen, yine düzenlemeleri üstlenmiş. Albümdeki Zazaca ve Kurmanci 4 şarkının düzenlemeleri ise “Ihlamurlar Altında” adlı televizyon dizisine yaptığı müziklerle beğeni kazanan Nail Yurtsever gerçekleştirmiş: “Geçen albüm Osman İşmen’le çalışmayınca dinleyicilerimden eleştiriler aldım. Onunla oturmuş bir sound’umuz var, dile kolay 20 yıllık bir geçmişimiz var. Kürtçe şarkıları çalışan Nail Yurtseveri çok özgür bıraktım, farklı bir sound çıktı. Şarkıları verdim, bütün düzenlemeleri yaptı ve ben üzerine okudum.”

Ferhat Tunç yeni albümünde, 8’i kendi bestesi, 2’si anonim, 1’i Ali Haydar Can’a ait 11 şarkı seslendiriyor. “On Yedi Cana” şarkısı, Tunç’un 1999 yılında yayımlanan “Kavgamın Çiçeği” albümündeki çok sevilen “Pepug Kuşunun Öyküsü”nün melodisine yeni yazdığı sözlerden oluşuyor. Tunç, albüme adını vereni “Ateşte Sınandık” şarkısının sözlerini şair Mehmet Çetin’le birlikte yazmış; “Ateşten günler yaşayan bir kuşağın çocuklarıyız biz. Yakın tarihimizi, 80’li yılları anlatan bir şarkı. Sınanmışlık, bütün bu yaşadığımız acılara rağmen hâlâ bir şeyler söylüyor olabilmektir. Hâlâ barış, kardeşlik, özgürlük diyebilmektir. Bunları söyleyebilen insanların sayısı 1980 öncesi dönemle kıyaslanamayacak kadar azaldı. 12 Eylül darbesi bir silindir gibi üzerimizden geçerken birçok değerimizi aldı, götürdü. Biz hem acıları yeniden yaşayarak hem de bir şeyler yapabilmenin kaygısıyla her şeye rağmen ayaktayız. Avukat Behiç Aşçı Ölüm orucunda yatıyor. Bedenlerini ölüme yatıranlara karşı neden duyarsız kalınıyor, neden ölümler durdurulmuyor? Behiç Aşçı’nın yanına ancak bir kez gidebildim. Birinin göz göre göre erimesini görmek ve bir şey yapamamak kadar acı bir şey yoktur. Sınanmış olmak, bütün bu acımasızlıklara isyan etmek, ölümlere başkaldırmaktır, dik durabilmektir. Bunu yapabildiğiniz ölçüde insansınız.” Albümdeki fotoğrafları yönetmen Reis Çelik, Tunç’un Tunceli’de doğduğu köyde çekmiş. Birlikte fotoğraflarının yer aldığı yerel sanatçı Silo Kiz (Küçük Süleyman) Tunç’un klibinde de rol alıyor: “Silo Kiz, Dersim’in geçmişini müziğiyle günümüze taşıyan, yaşayan bir tarihtir. Bağlama değil eskilerin kemane dediği keman çalar. Kemanesiyle düğünleri şenlendiren, acılı tarihini şarkılarıyla gündeme getiren bir ozandır.”

Zor Zamanlar İnce şarkılar

Ferhat Tunç’un albümüyle aynı zamanda gazete ve dergi yazılarını topladığı “Zor Zamanlar İnce Şarkılar” adlı kitabı Çiviyazıları Yayınevi tarafından yayımlandı. Gazeteci yazar Cafer Solgun’un önsöz yazdığı kitapta Yaşar Seyman, Oral Çahşlar, Can Dündar, Filiz Koçali, Hadi Özışık gibi gazeteci-yazarların da Tunç’u konu edindikleri yazıları yer alıyor: “Tanık olduklarım bire bir şarkılarıma konu oluyordu, yazma geleneğim yoktu. Üç yıl önce bir öneri üzerine yazmaya başlayınca okuma açısından eksikliğimi fark ettim. Yazarken bir yandan da yoğun olarak okudum. Yaşadıklarımı sadece şarkılarla değil yazarak çok daha iyi ifade edebileceğimi anladım. Olumlu olumsuz eleştiriler beni aydınlattı.”

Yaşamöyküsü…

Ferhat Tunç, yazmayı çok sevince birkaç aydır da “Dersim’de İklim” adında aylık bir gazetede yazı dizisi halinde yaşamını kaleme almaya başladı.

1964 doğumlu olan Tunç, kendi yaşamıyla birlikte arka planda 25 yılın Türkiye’sini anlatacak;.”Yazmaya başlayınca ‘Çok şey yaşamışız’ demekten kendimi alamadım. Bugünlerle kıyaslanmayacak kadar çok kötü dönemlerden geçtik. Sözünü etmeye, tartışmaya dahi cesaret edemediğimiz konularda bugün konuşabiliyoruz. 301. maddeyi saymazsak konuşabilmek de Önemlidir. Aslında yazmamın bir nedeni, bu süreci iyi değerlendirmek ve dersler çıkarabilmek. 18 yaşındaki kızım, benim yaşadıklarımı bire bir bilemez, ancak yazılarımı okuduktan sonraki tepkisi son derece anlamlıdır.”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: