Dijital Dünya Sorgulanıyor

Dr.Aşkın Sezer

Yirminci yüzyılın son çeyreği, çok hızlı değişimlerin yaşandığı bir dönem olarak hafızalara yerleşti. Bu yıllarda ekonomik politikalarda, kültürel hayatta ve toplumsal hayatta çok farklı dönemlere tanık olundu; Doğu bloğu yıkıldı, Berlin duvarı yıkıldı. Liberal politikalar (özelleştirme vb.) ile birlikte serbest piyasa ekonomisine geçiş yaşandı ve monetarist politikalar uygulamaya konuldu. 80’ler ekonomideki değişim tartışmalarıyla geçerken, 90’lı yılların başlarında küreselleşme konusu dikkat çekmeye başlamıştır. Hiç kuşkusuz burada bilgisayar ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, küreselleşmenin itici dinamikleri oldu. Bu yıllarda tele alışveriş, tele bankacılık, tele posta gibi kavramlar gelişmeye başladı. 2000 yılı ile yeni bir yüzyıla merhaba denildiğinde ise; dünya İnternet, elektronik ticaret, e-devlet vb. uygulamalarla, kendini tamamen dijital bir platformun içinde buldu.
Çağ atlatan buluş olarak nitelendirebileceğimiz binlerce araç veya yöntem, geride bıraktığımız 20.yüzyılda devreye girdi. Özellikle, uçak, telefon, televizyon, internet gibi iletişim ve ulaşım konusunda verim üreten buluşlar, ekonominin üretim hızını her seferinde kat kat arttırdı. (1) Bu buluşlardan, kökleri, 1940’larda İngiliz Matematikçisi Alan Turing’ in geliştirdiği elektro-mekanik bir alete dayanan bilgisayarlar, günümüzde çok daha karmaşık ve bir o kadar da gelişmiş bir yapıya dönüşmüş ve tüm dünyada vazgeçilmez bir araç haline gelmişti ve özellikle internet teknolojisi ile, pek çok alanda kullanılmaya başlanmıştır. İlk olarak posta işlemlerini e-postaya dönüştürerek, insanoğluna hayal edemeyeceği bir hız kazandırdı. Her geçen gün gelişen teknolojisi ile birlikte, elektronik alışveriş, elektronik iş uygulamalarına imkan tanıdı. Bununla birlikte elektronik ticaret uygulamasına geçişi hızlandı. Diğer yandan e-devlet (devletin bir takım faaliyetlerin bilgisayarlar aracılığı ile ya da internet aracılığı ile gerçekleştirilmesi söz konusu oldu), e-eğitim (eğitim faaliyetlerinin özellikle üniversite eğitiminin internet üzerinden gerçekleştirilmesi sağlandı), e-noter ve daha pek çok konuda gelişmeler yaşanmaya başlandı. Son olarak ABD’de yürürlüğe giren e-imza uygulaması gelinen son noktayı işaret etmektedir. Bu gelişmelerin yaşanması ile birlikte toplumsal ve ekonomik hayatta da önemli değişimlerin yaşandığını söylemek mümkündür. Bu çalışmada, belirtilen teknolojik gelişmelere bağlı olarak, özellikle, teknolojik güce sahip olan ekonomiler ile sahip olmayan ekonomilerin durumlarının ve bu süreçte yaşanan global eşitsizliğin değerlendirilmesine yer verilecektir.
Dijital dünyanın hakimiyeti ile girilen 21. Yüzyılda “Yeni Ekonomi” kavramına da sıkça rastlanmaktadır. Bu kavram üzerinde halen, net bir kavramsal açıklamaya gidilememesine karşın bir takım ipuçları bulmak mümkündür. Yeni Ekonomi kavramı ile; “temelinde bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı değişim ile bunun üretim, satış, pazarlama ve genel yönetim sistemlerinde yarattığı ‘yenilikler’in yattığı bir ekonomiden” söz edilmektedir. (2) Elektronik ticaret ve enformasyon teknolojilerine dayalı endüstriyel hareket, yeni ekonominin bir diğer adıyla dijital ekonominin, şaşırtıcı bir hızla ilerlemesine imkan vermiştir. (3) Bu gelişme, pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da farklı bakış açıları ve yaklaşımları beraberinde getirmiştir. Özellikle küreselleşme tartışmalarında görülen küreselleşme karşıtı düşünceye paralel olarak “dijital dünya” yaklaşımına da tepkisel bir yaklaşımdan söz edilebilir.Temelinde teknolojik güce dayalı global bir eşitsizliğe yol açtığı düşüncesine dayanan “Dijital Bölünme” kavramı bu düşünceyi daha net ortaya koymaktadır. Dijital Bölünme, kavramı ile, dijital teknolojilere sahip olan ülkeler ile sahip olmayan ülkeler arasındaki uçurumun ortaya çıkması anlatılmak istenmektedir. Özellikle teknolojik altyapıdan yoksun ülkeler (sanayileşme evresine geçiş yapamamış ülkeler) de, dijital dünyadan söz etmek mümkün değildir. Diğer yandan gelişmiş ekonomilerin, teknolojik altyapı avantajları ile dijital dünyaya uyum sağlamaları, gelişmekte olan ülkeler karşısında elde ettikleri üstünlüğü çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. Ayrıca belirtilen üstünlüğe bağlı olarak, gelişmiş ekonomiler ile gelişmemiş ekonomiler arasındaki farkın, her geçen gün hızla açıldığını ifade etmek mümkündür.
Dijital bölünme, tüm dünyada ülkeler arasındaki dijital haritanın tekrar anlamlandırılması zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Küreselleşme ile , ekonomileri gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelerin alım gücünü yükseltmeleri zorunluluğu nasıl ortaya çıkmışsa, dijital dünya düzeninde de böyle bir önkoşulun, sistemin devamlılığı açısından önemli olduğu gözden kaçırılmaması gereken önemli bir noktadır. Diğer bir ifade ile küresel pazarda, gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ülkelere sağlayacağı teknoloji transferleri ile aradaki uçurumun her geçen gün artmasını önlemek mümkün olabilecektir. Belirtilen eşitsizlik ve uçuruma bağlı olarak, teknolojik gelişmeleri takip edebilme gücüne sahip olmayan pek çok ekonominin bulunması bu bağlamda endişe vericidir. Gerekli önlemlerin alınmaması ile birlikte, dijital çağ söylemlerinin dijital tehditlere dönüşerek dünya üzerinde çok ciddi bir dijital bölünmeye yol açacağı aşikardır. Belirtilen önlemlerin alınmaması durumunda, süreç önceleri sürekli gelişmiş ekonomiler lehine gelişecek ancak gelişmiş ekonomiler lehine gözüken durum bir süre sonra bumerang etkisi yaratarak, kendi ürettiklerini kendileri tüketmek zorunda kalan gelişmiş ekonomiler üzerinde bir kısır döngüye yol açacaktır. Bu tür bir kısır döngü de tüm dünyada bir global krizin yaşanmasına yol açabilecektir.
Sonuç olarak, küreselleşme ile birlikte dünya üzerindeki yaşanan bölünmenin (bir yanda sürekli zenginleşen ülkeler, diğer yanda sürekli yoksullaşan ülkeler) teknolojik gelişmelere ayak uydurulamaması sonucuna bağlı olarak daha da ciddi bir oranda yaşanacağı düşüncesi yaygınlaşmaktadır. Dolayısı ile teknolojik gelişmeleri takip edemeyen, altyapıya sahip olamayan ülkeler, gerek ekonomik anlamda gerekse gelişmişlik düzeyi bakımından, teknolojik güce sahip ülkelere göre daima gerileyeceklerdir. Bu yönüyle yaşanacak eşitsizlikler sonrasında, ülkelerin farklı bir şekilde ayrımlaşmalarına tanık olacağız.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: