İlkay Akkaya bu kez Yalnız’la geldi

İlkay Akkaya kendine özel ses rengi ve ölümsüz türkülere getirdiği farklı yorumlarla dinlemeye doyulmayan bir sanatçı. Ve son albümündeki performansı da tam bir gövde gösterisi. Ama sanatçı bütün maharetine rağmen her insan gibi hâlâ yalnız:

iakkaya.jpg

Türküler, zor zamanlarında İlkay Akkaya ‘ya iyi geliyor. Soba üzerinde kızaran ekmek kokusu, radyoda Beraber ve Solo Türküler… Çocukluk düşlerine karışıp yaşamından hiç çıkmayan türkülere, Kızılırmak grubunda 16 yıldır sesini katıyor. Beyoğlu Metropol Müzik’ten çıkan ”Yalnız” albümünde İlkay Akkaya’nın sesi ve yorumu dinleyiciye iyi geliyor.

Akkaya’nın Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu’nda okuduğu yıllar, 1980 sonrasında öğrenci gençliğin muhalefetini müzik yoluyla duyurduğu, art arda müzik gruplarının kurulduğu dönemlerdi.

Üniversitede yıllar önce kaybettiğimiz Tevfik Işıktimur ‘dan Ahmet Kaya ile dersler alan Akkaya, Işıktimur’un halk müziği korosunda çalışırken 1987 yılında Grup Yorum’a katıldı. Akkaya, Yorum’dan ayrıldıktan sonra İsmail İlknur ve geçen yıl aramızdan ayrılan Tuncay Akdoğan ‘la 1990 yılında Grup Kızılırmak’ı kurdu.

‘KALKIN, EKMEK KIZARIYOR’

Akkaya, dördüncü solo albümü Yalnız’da; deyişler, Ali Ekber Çiçek , Âşık Veysel gibi ustaların türkülerini söylüyor: ”Aslında benim türküleri sevmemin en temelindeki kişi babam. Yorum’dayken söylediğim ‘Karadır Kaşların’ ı babamdan öğrenmiştim. İlkokuldayken sabahları evde ilk önce babam uyanırdı, sobayı yakardı. Çay da demlenince bir koku ve ‘vın’ diye bir ses çıkar ya.. o kaynama sesiyle birlikte babam ‘Haydi kalkın ekmek kızarıyor’ derdi. Radyodan da beraber ve solo türküler dinliyoruz. ‘Hayatta en çok neyi özlüyorsun’ diye sorulsa, ‘O ailece kahvaltı, radyoda türküler’ derim.”

Kızılırmak’ın 13. albümü Yılkı ‘yı tamamladıktan sonra yapımcı Faruk Altun ‘un ve dinleyicilerin de etkisiyle hazırlıklar başlar: ”Tuncay’ı kaybetmiştik. Başka daha bir dolu şey. Hayatımın da zor döneminde türküler iyi geldi. Yüzlerde türkü dinlerdik. Seçme aşaması rahatlatıyor yani. Dinledik, seçtik.”

İlkay Akkaya’nın ”zor günler” dediği, dillendirmediği babasının ağır hastalık günleriydi. Akkaya, bu söyleşiden sonra 3 Ocak Cuma günü sevgili babası Mahir Yıldırım ‘ı son yolculuğuna uğurladı. 7 Ocak Salı günü Tünel’deki Babylon’da vereceği konser de 7 Mart’a ertelendi.

Not defterindeki türküler

Yalnız’daki türkülerin seçilmesinin oldukça uzun zaman alması Akkaya’nın titizliğini bilenler için şaşırtıcı değil. Ülkü Tamer ‘in sözlerinden Zülfü Livaneli ‘nin bestelediği, artık neredeyse anonim sanılan ”Mayın” ya da ”Kilis’e Haber Verdim” Akkaya’nın, çocukluk yıllarından bu yana ”mutlaka okumalıyım” dediği bir eser.

Kızılırmak, geçen yaz Küba Kültür Bakanlığı ile Türkiye Komünist Partisi’nin düzenlediği ”Türkiye Kültür Haftası” kapsamında Küba’da sahnelenen Şeyh Bedrettin Destanı ‘nın müziklerini yaptı.

Türkiye’den giden bir grubun seslendirdiği ”Ulu Dağlar” ı albüme almaya Küba’da karar vermiş. Akkaya, Ali Yüce ‘nin şiirinden Erhan Şakar ‘ın bestesinin, rebetiko havasında düzenlenmesini ”Havası öyleydi, buzukiler çok yakışıyordu” diye anlatıyor.

Sıvas yöresinden ”Ekin İdim Oldum Harman” ı ilk kez çocukluğunda aynı adlı bir albüm çıkaran Ruhi Su ‘dan dinlemiş. Erdal Erzincan ‘ın ”Yare Bende” bestesini ise albümde biraz hızlandırarak daha zengin ritimlerle yorumluyor.

Kızılırmak’a zaman zaman kavalıyla eşlik eden Turgay Güzelcan ‘ın albüm için son anda getirdiği ve hemen kabul gören bestesi Yârim, birinde kaval, gitar, basgitar düzenlemesiyle diğerinde yaylı orkestra eşliğinde iki farklı düzenleme ile sunuluyor.

Erzincan yöresinden Ali Ekber Çiçek’in derlediği Sabahtan Uğradım ‘ı, Nâzım Kültürevi’nde düzenlenen Sümeyra Çakır ‘ı anma gecesinde sırasını beklerken Nevzat Karakış ‘tan dinleyince ”çarpılmış”.

ORDU’NUN DERELERİ

Akkaya ve İsmail İlknur’un, duyup beğendikleri türküleri, ilerde repertuvara almak üzere kaydettikleri bir defter varmış. Davut Sulari ‘nin ”Elde Düğün Bayram” ı uzun yıllardır Akkaya’nın defterde tuttuğu bir deyiş. Doğu bölgesinden türkülerin yanında Karadeniz bölgesinden ”Ordu’nun Dereleri” albümde sürpriz yapıyor:

”Çocukluğumdan beri zaten bildiğim, babamın da çok sevdiği bir türküydü. Tutuklu yakınları, F tipi cezaevlerine karşı yapılan ölüm oruçlarında yaşamını yitirenler için bir gece düzenlemişti. Sahneye çıktığımda oğlunu yitirmiş bir anne, ‘Çocuğum çocuğum Ordu’nun Dereleri’ni çok severdi, söyler misiniz’ dedi. Ben de söyledim, sonra İsmail’e döndüm, ‘Bunu niye söylemiyoruz’ dedim.”

Sözleri İbrahim Karaca ‘ya ait, müziğini Mehmet Gümüş ‘ün yaptığı, daha önce Yavuz Bingöl ‘ün de okuduğu ”Bekle Buğday Tanesi” Akkaya’nın vazgeçemediği eserlerden biri.

Denemeleri çok seviyor

Hakkâri yöresinden ”Bebeği Nazlı Büyüttüm” , yapımcı Faruk Altun’ un önerisiyle albüme alınmış. Ali Ekber Çiçek’in derlediği halk müziğinin en güzel örneklerinden biri olan ”Gönül Gel Seninle” , Akkaya’nın sesiyle de farklı bir etki yaratıyor.

”Bir Ulu Çınar’dan Bir Yaprak Düşse” yi, Âşık Veysel’ in hepsini çok sevdiği eserlerinin arasından seçerken zorlanmış. Malatyalı Fahri Kayahan ‘ın ”Mevlam Birçok Dert Vermiş” erbaneler vuruşlarıyla alışılmıştan daha tempolu bir tarza okunuyor: ”Bazen duygular ve düşünceler birbirine yabancılaşabiliyor. Çok mutsuz olabiliriz, ama gümbür gümbür akan bir hayat var bir taraftan. Bunu en iyi ritimler anlatıyor gibi geliyor bana. Ne kadar üzgün olursak olalım, kendi içimizde bir umut taşıyoruz. ‘Kendi çelişkilerimizi ve içimizde yaşadığımız o karşıtlıkların birliğini hayata geçirelim’ diye düşündüm. Biraz elektronik sesler denedik, bilgisayardan yararlandık. Zaman aktıkça aynı şeyi yaptığınızda kendinize de sürpriz yapmak gerekiyor ya.. Değişik bir çalgıyla söylemek, ‘Bakayım sesim nasıl duruyor, dinleyenler nasıl bulacak acaba?’ Denemeyi seviyorum yani.”

Albümün düzenlemelerini İsmail İlknur, İlhan Yabantaş, Şeyhmus Fidan , İlkay Akkaya’yla birlikte gerçekleştirmişler. Hepsi Kızılırmak’tan arkadaşı olan müzisyenlerle çalışmasına karşın Akkaya solo albümlerinde isteklerinde ısrarcı oluyor. Yıllardır birlikte çalışmaları da Akkaya’nın isteklerini anlamaları açısından avantaj sağlıyormuş.

Albümüne ”Yalnız” sözcüğünü sevdiği için bu ismi vermiş: ”Ne kadar çalışsanız yalnızdır insan sonuçta. Çünkü bir tarafınla yalnızsındır. Bu dünyada olmak öyle bir durum bence.”

İlkay Akkaya, içinden gelen birçok duyguyu en iyi müzikle anlattığına inanıyor. Müzik, Akkaya için bir zorunluluk neredeyse. İşi sorulduğunda genel bir tanımla ”şarkıcıyım” diyor: ”Ben şarkı söylerken bir şey aktardığımı düşünüyorum. Söylediklerimi paylaşıyorum, bir aracıyım, anlatıcıyım. Yüzyıllar önce ‘Pir Sultan şöyle demiş’ diye aktarıyorum. Şarkıcı değil de daha çok anlatıcıyım.”

Cumhuriyet

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: