Teknoloji Yönetimi Ve AR-GE

Atilla Filiz

Hızlı bir değişimin yaşandığı günümüzde, temelinde bilgisayar ve iletişim teknolojisindeki gelişmelerin yer aldığı bir değişim gözleniyor. Bu değişimde mikroelektronik, iletişim, bilgi teknolojileri, yeni malzemeler gibi yüksek teknoloji alanlarında, ülkeler arasında amansız bir yarışma hüküm sürmektedir.
Bu yarışmada teknolojiyi iyi yönetenler ve bilgi teknolojilerini en etkin kullananlar kazanırken, teknolojiyi iyi yönetemeyenleri ise teknolojinin kendilerini yönetmesi tehlikesi kapılarında beklemektedir.
Yaşamımızın her noktasına etkili hale gelen teknolojinin her düzeyde yönetilmesi gerekmektedir. Peki ama teknoloji yönetimi nedir veya teknoloji nasıl yönetilir?
Amerikan Ulusal Araştırma Kurumu?nun raporuna göre, Teknoloji yönetimi; “Bir organizasyonun stratejik ve taktik amaçlarının şekillendirilmesinde ve bunlara ulaşılmasında ihtiyaç duyulan teknolojik kapasitenin planlanması, geliştirilmesi ve uygulanmasıdır.”
Teknoloji yönetimi, yöneticilik ile teknik uzmanlık arasındaki bağlantıyı kurmak ve teknoloji transferi, teknoloji pazarlaması, teknolojik planlama, Ar-Ge, tasarım, imalat, prototip oluşturma, test etme gibi teknolojinin sağlanmasına ve geliştirilmesine yönelik faaliyetlerin planlanması, örgütlenmesi, koordinasyonu ve kontrolüyle ilgili etkinliklerin tümüdür.
Teknoloji : Ticari bir değer elde etmek için gerçekleştirilen üretim faaliyetlerinde bulunurken, insanların kullandığı yol ve yöntemler yada insanların çevresini değiştirmek için sahip olduğu ve kullandığı tekniklerin tümü şeklinde tanımlanabilir.
Teknik : Üretme ve bu tekniğin uygulanması ile ilgili gerekli alet makine ve malzemeleri geliştirme bilgisidir.
İktisatçıya göre teknoloji milletlerin refahını yükselten bir araç,
Mühendislere göre teknoloji: bir malın imali için gereken veya cam, çimento, plastik gibi maddelerin üretilmesinde kullanılan yöntemler dizisidir.
Bir ekonomist için teknoloji kaynak girdiler ile üretim çıktıları arasında sıkışmış bir ölçme tekniğidir.
Nasıl tanımlanırsa tanımlansın teknoloji ; hayatımızı kolaylaştıran, iş ve üretimde verimliliği artıran sihirli bir güçtür. Ancak bu sihirli gücü insanların mutluluğu ve refahını artırmak için kullanmak, onun en iyi şekilde yönetilmesi ile mümkündür.
Teknolojiyi üretmek mi transfer etmek mi ?
Teknoloji Transferi : tekno- ekonomik karakterli bilgi ve tecrübenin firmalar, sektörler, bölgeler ve ulusal ekonomiler arasında ki hareketi veya bir bilginin veya bilgi paketinin vericiden alıcıya aktarılmasıdır. Bu işin kolay yanıdır başlangıçta geçerliliğ olan bu yöntem sürekli olursa etkisizleşir pahalı hale gelir.
AR_GE : Araştırma, bilinmeyeni bilmeye, öğrenmeye yönelik yapılan bilimsel- teknolojik faaliyetlerdir. Geliştirme ise mevcut bilgiyi veya teknolojiyi yeni düzenlemelerle daha doğru yönlendirme faaliyetidir.
Araştırma üç gruba ayrılır
Temel araştırma: Sonuçların pratik değeri ve uygulanıp uygulanmayacağına bakılmaksızın yapılan, bilimin sınırlarını genişletmeye, öğrenmeye anlamaya yönelik çalışmadır.
Uygulamalı Araştırma : Temel araştırmalar sonucunda üretilen bilgileri kullanarak belirli problemlere tam yada yeterli yaklaşımla çözüm bulmayı amaçlayan çalışmalardır.
Veri Tabanı Oluşturmaya Yönelik Araştırma : Topografik ve jeolojik haritaların hazırlanması, meteorolojik verilerin toplanması, fiziksel ve kimyasal sabitlerin ve özelliklerin saptanması, hayvan ve bitki türlerinin saptanması, minerallerin tanımlanması ve sınıflandırılması gibi bilimsel faaliyetler bu gruba girer.
Ülkemizde ki durum :
1993 yılında toplanan Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu
2003 yılı sonunda arştırmacı sayımızı onbin kişide 15 olarak hedeflemişti aslında çok düşük olan bu hedefi yakalayamadık on binde 12 de kalındı
Bu sayı Yunanistanda onbinde 45 dir
AR-GE harcamalarına GSMH?dan ayırdığımız payda çok küçük.
2003 yılı için GSMH?dan ayrılan pay binde 3 den binde 10?a çıkarmak hedefleniyordu
Binde 6?lar zor yakalandı
Bu rakam Japonya da yüzde 3 civarındadır.
Yani ulaştığımız rakamın 5 katı
Ama bu süreçte Türkiye AR-GE?de dünya ölçeğinde 40. sıradan 25?lere yükseldi
Bu önemli bir iyileşmedir. Bunu küçümsememek gerekir.
AR-GE?de Üniversite-Sanayi
Hem bilim üreten , hem de sorun çözmeye yönelik araştırmalar yapma potansiyeline sahip kurumların başında üniversiteler gelmektedir.
Sanayi ise ; ülkedeki mevcut bilimsel ve teknolojik potansiyelden yararlanan, bu potansiyelin harekete geçmesine destek veren sonuçta bunları üretime dönüştüren kesimdir.
O halde gerek üniversite ve gerekse sanayi; bilim-teknoloji ve üretim zincirinin birer halkasıdır. Birbitrinden soyutlanamaz.
AR-GE?ye ayrılan paralardan kısmak tasarruf değildir. İSRAFTIR….
Bunun en güzel örneği İrlandadır. İrlanda sadece ürün için yabancı sermaye çekmiyor aynı zamanda ileri teknoloji yaratma şansına sahip sermayeyi çekiyor.
İleri teknoloji ürünlerinin ihracatımız içindeki payı % 4 civarındadır.
Bu oran İrlanda da % 47 dir. Arjantinde bile bizim iki katımız yani % 8?e ulaşmaktadır.
Ar-Ge Karşısındaki en büyük engel tembellik, umutsuzluk, olumsuzluk ve
Ar-Ge pahalıdır diyenlerve DEĞİŞİME KARŞI OLANLARdır!…
Bilim doğru düşünme , sistemetik bilgi edinme sürecidir.
Bilimde olması gereken
Tarafsızlık
Genelleyici olması,
Doğru ölçü,
Kanıtlanabilir olması
Olanı incelemesidir.
21. yüzyılda küreselleşen ve bilgi çağına giren dünya da başarının yolu rekabetten, rekabetin yolu da TEKNOLOJİ YÖNETİMİNDEN geçmektedir.
Araştırmalar, bildiklerimiz ve öğrendiklerimizin paylaşılması ve bilgi birikimi sağlaması açısından önemlidir.
Ülkemizde bilgi toplumuna geçiş Öncelikle bilginin toplanması, paylaşılması ve yayılması ile sağlanabilir. Hızlı ve zorlu rekabetin hakim olduğu günümüzde, iş dünyasında ancak teknolojik güce sahip olan ve teknolojiyi iyi yöneten firma/kurumlar rekabette başarılı olacaktır.
Teknoloji yönetimi konusunda iki farklı yaklaşım söz konusudur.
Birincisi, mikro yaklaşım; teknolojiyi firma bazında planlama, koordine etme ve yönlendirmeyi içerirken, makro yaklaşım; ülke genelinde teknolojik tahmin, teknolojik planlama, bilim-teknoloji politikasının belirlenmesi, uygulanması ve kontrolüyle ilgili etkinliklerin tümünü inceler.
Mikro yaklaşımda, yani firma bazında ele alınan teknoloji yönetiminde asıl hedef, firmanın kârını ve üretimini artırmaya dönük olarak, teknik olanaklarla insangücü kaynaklarını en uygun şekilde planlama, örgütleme ve koordine etme suretiyle yönetim etkinliğini gerçekleştirmektir.
Teknoloji yönetimi yöneticilik ile teknik uzmanlık arasında bir bağlantı kurar ve işletmenin rekabet edebilmesi ve büyümesi için hangi teknolojiye ne şekilde (Ar-Ge veya teknoloji transferi) yatırım yapılacağı; teknolojinin ne şekilde üretilebileceği, ne şekilde geliştirilebileceği ve nasıl pazarlanacağı; firmanın organizasyon yapısının yeni teknolojik gelişmelere göre ne şekilde değiştirilmesi gerektiği ve sahip olunan teknolojiyle firmanın izleyeceği rekabet stratejilerinin neler olmasının gerektiği konusunda yol gösterir.
Burada klasik anlamdaki işletme yönetiminden farklı olan yan, teknolojik yeniliklerin firma stratejisini oluşturmada temel belirleyici olmasıdır.
Makro yaklaşımda ise, teknoloji yönetimi, ülkenin sosyo-ekonomik kalkınma hedeflerine uygun olarak, bilim-teknoloji planlaması, politikanın belirlenmesi, teknolojik yatırımlar teknolojik altyapıyla ilgili etkinliklerin yürütülmesi konularını ele almaktadır.
Teknoloji yönetiminin kapsamı içinde; teknolojk tahmin, teknolojik planlama, teknolojik risk analizleri, Ar-Ge yönetimi, teknolojik yeniliklerin yönetimi, teknolojik rekabet stratejileri, teknoloji transferi, mühendislerin ve bilim adamlarının yönetimi, teknoloji ve organizasyonel değişimler gibi konular yer almaktadır.
Teknolojik gelişme ve teknolojik yeniliklere sahip olabilmek rekabette en güçlü silahtır.
Ar-Ge ve teknoloji geliştirme yatırımları uzun vadede kârlı ve nitelikli, yetişmiş insangücü gerektiren yatırımlardır.
Endüstri firmaları maliyet, zaman, risk, kâr, teknolojik lider olma gibi nedenlere bağlı olarak, yeni fikirleri ortaya koymak (innovation), yeni ürün, mevcudu geliştirme, maliyeti düşürme, malzeme yenileme gibi araştırma tipleri arasından kendilerine bir strateji tayin ederler.
Teknoloji yönetiminde firmaların karşılaştıkları iki önemli problem :
Mevcut kaynakların yetmeyeceği kadar çok proje başlatmak
Kritik kaynakları birden çok proje için tahsis etmek Kısacası, disiplin eksikliği, yöneticilerin zor kararlar almaktan kaçınmaları sayılabilir. Teknolojik yenilikleri, birikimleriyle birleştirerek ürüne dönüştüren ve ekonomik kazanç sağlayan kuruluşlar, rekabette önemli avantajlar elde ederler. Bu nedenledir ki ürün geliştirme konusunda yürütülen AR-GE firmaların gündeminde küçümsenmeyecek bir yer tutmaktadır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: