EMPERYALİZM VE KÜLTÜR

Sabahattin Eyüboğlu

Bu kültür emperyalizmi kavramını bizde ilkin kim attı ortaya bilmiyorum, ama iyi tutturmuş doğrusu; bakıyorum aklı başında yazarlarımız bile duruyorlar üstünde, yeni sömürgeciliğe karşı savaşta bir silâh olarak kullanıyorlar bunu. Benim bildiğim bu kavram bir Fransız buluşudur ve kaynaklarından biri de Pierre Loti’dir. O Pierre Loti ki Batı kültürünü benimsemek isteyenlere karşı çarşaflı peçeli, inşallah’lı maşallah’lı Doğu kültürünü sürdürmek isteyenleri tutuyordu. Batı emperyalistlerinin istediği buydu zaten : Aman, doğulu doğulu kalsın! Fransız sömürgeciliğine karşı savaşan Arapları tutan Fransız yazarlarının tutumu şüphesiz Pierre Loti’ninkinden başkaydı, ama onlar da, çok iyi niyetlerle de olsa, Arapların Arap kalmasını, Batı kültürünün bir emperyalist ve burjuva tuzağı olarak görülmesini istiyorlardı. O kadar ki Fransız emperyalizmine karşı savaşan bir Cezayirli, Parisli okul arkadaşlarından aldığı hızla şu sözü söyleyebiliyordu: Moliere’in bir komedyası Cezayirliler için bir Fransız taburundan çok daha zararlı ve tehlikelidir. Hoppala! Aykırı bir düşünce bile değil bu; yalınkat, dört köşeli, daha doğrusu yuvarlak, kabağımsı bir söz bu. Saraylıları da Aristokratları da, Burjuvaları da, para babalarını da, para babalarına uşaklık eden yobazları ve din sömürgenlerini de halka gülünç pösferip Fransız Büyük Devrimini hazırlavan Moliere niçin kültür emperyalizminin adamı sayılır? O Moliere ki, yurdunun toprağına gömülmesine Kilise izin vermemiş ve Kralın araya girmesiyle gömülebilen ötüşü adsız insan kemikleri arasına karışıp gitmiştir.

Madem Batı sömürgendir, Batı kültürü de sömürgenliğin buyruğundadır; emperyalistlerin kılıcı ve kültürü aynı şeydir; ikisi aynı yıkılası gücün iki ayrı belirtisidir, diyor, demek istiyor Kültür Emperyalizmi kavramını ciddiye alan aydınlarımız. A kardeş, madem öyle, niçin oğlunu kızını Batılı okullara, hem de Batının en geri papaz okullarına verirsin, Fransızca İngilizce öğrenmeğe çalışırsın, Arapça Farsça öğrenecek yerde? Üstelik, Batı kültürünün çiçeği, şanı şerefi olan Karl Marx’ın da hayranısın. Ya o da haklıdan yana görünüp dolambaçlı yollardan emperyalizme hizmet ediyorsa?

Hayır, diyeceksin, onun gibi Batılı filozoflar, bilginler emperyalizmin karşısındadırlar. Peki Batı kültürünün asıl temsilcileri onlar değil de emperyalizme uşaklık etmiş filozoflar, bilginler, sanatçılar mıdır? Kültür dediğimiz şey Batı’da olsun, Doğu’da olsun kırallara, sultanlara, para babalarına inat doğruluktan, insanlıktan yana olan, bu uğurda canlarını bile verebilen insanların yarattıkları DEĞER değil midir? Bugünkü Fransa’nın en büyük kültür adamı Sartre, bugünkü İngiltere’nin en büyük kültür adamı Russell emperyalizme mi hizmet etmektedir? Sorulması bile ayıp sorular bunlar; ama sormak zorunda kalıyor insan, emperyalizm düşmanlığının kültür düşmanlığına çevrilmesini önlemek için.

Batı uygarlığıyla Batı sömürgenliğini birbirine karıştıranlar birer öfke sarhoşu değillerse bilgisizce bir savaş taktiğinin kurbanıdırlar. Böyle bir halt karıştırmak hele yeni Türkiye’nin bir aydınına hiç yakışmaz; çünkü yeni Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Batı sömürgeciliğinin amansız düşmanı ve Batı kültürünün kulu kölesiydi. Mustafa Kemal emperyalizmin öylesine karşısındaydı ki kendi milletinin emperyalist tarihinden bile tiksinmiş, Osmanlı emperyalizmini milletinin belleğinden silmeğe kalkışmıştı. Milletinin, her milletin bağımsızlığı, ilkelerin ilkesi, ölüm kalım sorunuydu onun için. Ya bağımsızlık ya ölüm diyordu emperyalistlere karşı, öyleyken Batı kültürüne milletinin kılığını, yasalarını, yazısını, haftasının günlerini, soy adlarını değiştirtesiye bağlıydı.

Batı emperyalizmi ve Balı kültürü biribirinden o kadar ayrı gerçeklerdir ki, Mustafa Kemal yurdundan kapı dışarı ettiği emperyalist komutanlardan kültürce çok daha Batılı sayılabilir. Bizim bağımsızlık savaşımız Batı’ya karşı Batı kültüründen yararlanarak kazandığımız bir savaştır. Mustafa Kemal’in savaşı yönetirken sağa sola yolladığı bütün genelgelerde Batılı hak hukuk ilkeleri ağır basar. Mustafa Kemal Batı emperyalizmini Batı kültürünün verileriyle suçlar, Batılı bir kafayla yener, yener yenmez de kurduğu devletin bütün pencerelerini Batı kültürüne açar.
Kimi aydınlarımıza göre yanlıştı Mustafa Kemal’in yaptığı. Batı emperyalizmine karşı koyduğu ölçüde onun bir aracısı olan Batı kültürüne de karşı koymalıydı, kendi kültürümüzü geliştirmeliydi. Yani o da Mehmet Akif’le birlikte: Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar! demeli, İslâm Kültürüne sıkı sıkı bağlanmalı ya da Ziya Gökalp’le birlikte Batıdan yalnız tekniği alıp Turan yolunu tutmalıydı. Bereket Mustafa Kemal bu ham hayallere kapılacak askerlerden değildi; öyle olsa zaten, Batı emperyalistlerini yenemez Enver Paşa gibi oyuncağı olurdu onların, İslamcılığı ingiliz, Turancılığı Alman emperyalizmi körükleyip kullanmadı mı? Bugün Amerikan emperyalizmi Türkiye’de gerici akımları türlü yollardan beslemiyor mu?

Mehmet Akif’in anlamadığı ve Mustafa Kemal’in erkenden sezinlediği gerçek şudur: Batı kültürü çağdaş insanlığın özlediği ve bütün eski dünya kültürlerinin emzirdiği bir kültürdür ve emperyalistlerin, para babalarının değil, bütün dünya halklarının malıdır ve de bu kültür emperyalizmin aracısı olmak şöyle dursun, ona karşı savaşabilen, ezilenleri ezenlere, sömürülenleri sömürenlere karşı yürütebilen tek kültürdür. Emperyalistler elbet bu kültürden yararlanıyor, onun insanlık için, çok kez canlan pahasına ortaya koyduğu buluşları kötüye kullanıyorlar; ama ezilenlerin ezenlere karşı bu kültürden başka silahı yoktur ve bu kültür, gerçek sanatçısı, bilgini filozofuyla beşyüz yıldır, bütün dünya halklarına özgürlük, bağımsızlık öğütleri vermektedir.

Yeni Türkiye Batı emperyalizmine “Defol”, Batı kültürüne “Buyur” diyerek kurulmuştur. Kişisel hınçlar ya da kuramsal ukalâlıklarla bu ayırımı hiçe sayarak havada su dövenler, sosyalist de olsalar, Yeni Türkiye’de yalnız eskiciler, gericilerle anlaşılabilirler. Nitekim Memduh Şevket Esendal’ın bu ayırımı tartışma konusu yapması bile Mustafa Kemal’in partisini devrimlerden uzaklaşıp eski düzeyden, eşraftan, ağadan, İmamdan yana çevirivermiştir birdenbire
Bizim Batı kültürüne yönelişimiz, Batılıların Yunan-Roma kültürüne yönelişleri gibi skolastikten kurtulup kendine gelme’dir aslında. Humanizma Batılıları, Batı kültürü de bize özgür ve bağımsız bir insanlık özlemi getirmiş, milli değerleri yoketmek şöyle dursun, özellikle bu değerlerin bilincine götürmüştür. Kendi dilimizin bilincine kimler getirdi bizi? Yüzyıllardır hor görülmüş halkımızın sanat gücünü kimler gün ışığına çıkardı? Kimler eşelemeğe başladı topraklarımız altında uyuyan uygarlıkları? Selçuklu, Osmanlı anıtlarının bile tozlarını kimler sildi? Batı kültürüyle yetişmemiş olanlar mı?

Emperyalizm, sömürgenlik hiçbir kültürün, hattâ hiçbir halkın suçu değil kültürsüzlerin, halkları sömürenlerin yüz karasıdır. Emperyalizmin yöneticileri bağlı oldukları milletin ve kültürün gerçek temsilcileri midir? Nerde! Tam tersine emperyalist politikacı bir azınlığın çıkarı yanında milletini hiçe sayandır. Amerikan emperyalizmine kızıp Amerikan bayrağını yakan genç de emperyalizmle kültürü karıştıran gibi haltediyor bence; o bayrak, Amerikan gençlerini haksız bir savaşta ufak para gibi harcayıp kalleşçe öldürülen Kennedy’nin koltuğunda bir petrol kıratı sorumsuzluğuyla oturan Johnson’un değil özgürlük, bağımsızlık için, insan hakları için savaşmış, canlarını vermiş, yerlileri, zencileri kölelikten kurtarmaya çalışmış Amerikalıların bayrağıdır. Mustafa Kemal emperyalizmle kültürü karıştırmadığı gibi, tepelediği Yunan saldırganlarıyla Yunan bayrağını da karıştırmamıştır. İzmir’de çağrıldığı bir evin merdivenlerine Yunan bayrağını seren ev sahiplerini terslemiş ve böylece kendi milletinin emperyalistlerine karşı da olsa bağımsızlığını kazanmış bir millete saygısı olduğunu belirtmek büyüklüğünü göstermiştir.

Bugüne dek bütün savaşlara kültürü, hakları ve halkları hor gören saldırganlar sebep olmadı mı? Bu saldırganları besleyen para gücü kültürü besler göründüğü zaman bile kültürün baş düşmanı olmuştur.

Uzatmayalım, emperyalizme düşman olmak ne kadar akıllıca, insanca bir davranışsa, kültüre, herhangi bir kültüre ve o kültürü yaratan halka düşman olmak o kadar budalaca ve insanlık dışıdır. Gelin etmeyin, öfkemizi akıllıca kullanalım, Mustafa Kemal gibi. İnsanlığın, hakların ve halkların dostu olan kültürü, insanlığın, hakların ve halkların düşmanı olan emperyalizmle karıştırmayalım. Daha da kısacası, emperyalizmle kültür sözlerini, aydınlarından ışık bekleyen insanların aklını bulandırmamak için bir araya getirmeyelim, sözde kültürlü birçok aydınlarımız emperyalizmin uşağı olsalar bile.

(Kaynak: Sabahattin Eyüboğlu, Bütün Yazıları 1, Cem Yayınevi, 1981, s. 356-360. İlk yayımı: Yeni Ufuklar, Kasım 1967, s. 167-172.)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: