Korku duvarları

Thierry Paquot*

Hoşgörü, kültürlerarası diyalog, halklar arası değişim hiçbir zaman bu yüzyılın başındaki kadar anımsatılmadı. Bununla birlikte hemen her yerde yeni duvarlar yükseliyor: Bağdat’ta, Batı Şeria’da, Padoue’de (İtalya), Botsawa’da, ya da dün Cuincy’de (Fransa), ya da Ùstì nat Labem’de (Çek Cumhuriyeti) olduğu gibi vb. İnternette giriş kapısını aşmak için kod gerektiren potansiyel duvarları unutmadan… Duvar korumaktan çok ayırıyor. Duvarı aşmak için her zaman çentikler ya da daha sofistike silahlar bulunuyor. Bununla birlikte bu duvarların çoğalmasını engellemiyor, sanki madden yaralanabilir olmaktan çok sembolik olarak yıkılamazmış gibi.

Duvarlar en eski arkeolojik kalıntılarda var ve Çin Setti –M.Ö. III ve IV. yüzyıllarda inşa edilmiş, birkaç bin kilometre uzunluğunda- aydan çekilmiş fotoğraflardan görülmektedir. Tarihçiler birçok şehrin sakinlerinin barış içerisinde yaşamasını sağlamak için surlar ve gece korunan kapılar edindiklerinde uyuşuyorlar. (…)

Fransız ordusunun üstünlüğü Louis XV’e duvarsız anıtsal kapılar inşa etme olanağı vermiştir (Saint-Martin kapısı ve Saint-Denis kapısı), çünkü başkentin güvenliği açısından hiçbir korkusu yoktur. Sonra yapılan duvarlar çoğu şehirlerde özellikle vergiden kaynaklanırlar. Bundan dolayı Paris’te inşaatı 1784’te başlatılan Fermier généraux duvarlarının nedeni vergilere ilişkindir. Bu duvarın mimar Claude Nicolas Ledoux tarafından çizilen kapılarla (ya da bariyerlerle) donatılması gerekiyordu (örneğin Vilette sütunlu ve kubbeli değirmi yapısı, Nation meydanının ihsanı). Zeki bir çağdaş gözlemci, Louis Sébastian Mercier, o zaman dolaşımda olan tekerlemeyi not ediyor: Paris’i çevreleyen duvar Paris’i mırıldar hale kokuyor. Gerçekten memnuniyetsizlik artıyor ve devrim kendini gösteriyor… 1814’te Ruslar’ın Fransız başkentine ulaşmaları, tahkimat yokluğundan, bazı parlamenterleri 1818’den itibaren koruyucu duvar istemeye sürüklüyor. Ancak 1840’ta, Adolphe Thiers’in itelemesiyle yeni bir duvarın inşasına karar verildi. Bu 1870’te Prusyalılar karşısındaki bozguna engel olamayacak ve 1919’da karar verilecek olan yıkımı istenecektir.

Paris’te, tahkimatsız bile; ama gerçekte yayalar için banliyöleriyle başkent arasında aşılmaz bir duvar oluşturan periferik bir otoyol mevcut; duvar dışı ve duvar içi alanı ayırıyor. Böylelikle şehri sınırlamayan, görünmeyen bir duvardan bahsedilir.

İkinci Dünya Savaşı’nın jeopolitik şartlarının düzenlemesi ve dünyanın kutuplaşmasının mirası: Berlin Duvarı. Almanya yenildi ve ikiye bölündü, Berlin de. Demografik kan kaybetmeye engel olmak için (1949-1960 arasında üç buçuk bilyondan fazla Alman Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nden ayrıldı), Haziran 1961’den itibaren bir duvar inşa ediliyor ve gözetlenmesi için on dört bin nöbetçi ve altı bin köpek gerekiyor. Wily Brandt, inşa gününde deklare ediyor “Die Meher muss weg!” (Duvar ortadan kalkmalı). Ancak 9 Eylül 1989’da, yaklaşık 30 yıl sonra, halkın sevinci ve yeni politik kontekste (Sovyet Bloku’nun sonu) yıkılacak. Duvarın düşmesi bundan sonra insanlığın kronolojik tarihinde seçilecek bir işareti oluşturuyor.

Söylenen duvarın her şeyden önce korku ve içe kapanma ortaya koyduğu: kendimi kapatıyorum. Anlamadığım ve karşılaşmak istemediğim Başkasına görünmemek için. Bitkiye büründürülmüş hendeklerle ya da daha otoriter olarak ızgaralarla çevrilen ve kapısı korunan gatet community (arazi-sığınak) gibi bir önleyici tedbire benziyor. Sakinleri diğer topluluklarla sürtüşmelerden korkuyor ve ilişkilerini ayırımcı bir kentsellik yoluyla seçiyorlar: benim güvenlikli ikamete yönelik etrafı kuşatılmış toprağımdakiler ve diğerleri. Pizza getirsek ya da dostların evine akşam yemeğine gelsek de çevresine duvarlar çekilmiş alanlara girmek için ilgili gruba ait olduğumuza ya da o gruba ait olmaya layık olduğumuza dair gerekli kanıt göstermek gerekiyor.

Neredeyse insan sağlığını ilgilendiren bu tecrit duygusu Los Angeles’ten Rio’ya, Buenos Aires’ten İstanbul’a, Varşova’dan Moskova’ya, Şangay’dan Bombay’a, Touluse banliyölerinden Paris’inkilere…(1) büyük oranda paylaşılıyor. Farklının korkusuna denk geliyor. Bu, Padou belediye başkanlık divanı üyelerinin (Sol demokratlar) 10 Ağustos 2006’da 84 metre uzunluğunda ve 3 metre yüksekliğinde, polis korumasında bir duvarla, “uygun” şehri uyuşturucu satıcıları tarafından kangrenleşmiş şehirden ayırmalarını açıklar, ama doğrulamaz(2). Bariyerin bu tarafında yalnızca Tunusluların ve Nijeryalıların bulunduğunu not edelim.

28 Eylül 2005’te Mellila’yı (Fas’taki İspanyol şehri) çevreleyen 6 metre yüksekliğindeki çitleri aşmaya çalışan yasadışı konumdaki göçmenler ateşe tutuldu; 6’sı öldü. 23 kilometrelik bir duvar San Diago’yu Tijuana Meksikalılarından “koruyor” ve her yıl dört yüz bin illegal çalışanın geldiği Meksika ile ABD arasında Bush yönetiminin gerçekleştirmeyi umduğu 3 200 kilometre beton duvarın habercisi oluyor. Aynı senaryo Botswana ve Zimbabve arasında: göç karşıtı bir “duvar”, pek de etkili değil bununla birlikte. Öteki burada yabancı yüzüne sahip, göçmen yüzüne; “ekmeğimizi yemeye” gelen “bizim” toplumun dengesini kaybettirecek olan.

Amerikalılar Iraklılara barış ve demokrasi vaat ettiler, ama özellikler karşıtlıkları ve gerilimleri besliyorlar. Toprakları daha iyi kontrol etmek için bölüyorlar, en azından bunu umuyorlar. Ve Bağdat’ta Şiilerin çoğunlukta olduğu mahallelerle ve özellikle Sünnilerin bulunduğu mahalleler arasında duvarlar yükseltiyorlar. Sonuç hiç de inandırıcı değil. Neden? Çünkü “bütün” hiçbir zaman “parçalar”a indirgenemez, her zaman [parçaların] ötesinde ve ikisinin arasındakileri, birleştiricileri, melez kombinezonları, açık ve örtük çelişkileri coğrafik olmayanları… içeriyor. O zaman bir şiddet olarak algılanıyor, barışa bir engel; peaceline’lerin imkansız bir sınırı belirttiği Belfast’taki gibi. Barış kaçınılmaz olarak bir anlaşmadan doğuyor, yani hiçbir zaman uzaktan yönetilecek müzakerelerden.

Ama ayırımcı kentçilik konusunda uygulamaların en etkileyicisi, İsrail’in yaptıklarıdır(3). Potansiyel duvar oluşturan siperleri, güvenlik kamerası şebekeleriyle Yahudi yerleşimleri ve 2002 Nisan’ında “güvenlik çiti” (security fence) olarak adlandırılan Batı Şeria’da “yeşil hat”, (1967 sınırı) boyunca uzanan gerçek bir duvarın inşası. Oysa 8-9 metre yüksekliğinde, elektrik alarmlarıyla, sıklıkla hendeklerle, dikenli tellerle ikiye katlanmış “yeşil hat”tan 60-80 metre arasında uzaklaşan betondan bir eser söz konusu. 700 kilometre olması öngörülüyor. Varlığı sadece barış olanaklarını altüst etmiyor, aile ilişkileri gibi, tarlaları, şehirleri, mahalleleri ikiye bölerek, Filistinli çalışanların alışılmış geçişlerini engelleyerek yerel ekonomiyi bozuyor.

Duvarın imajı apaçık ortada: ötekinden korku. Elbette söz konusu olan bir mahalle ya da ülke düzeyinde bir duvar, –evin bahçesini çevreleyen duvarcık değil- duvar ki bölen, karşı karşıya getiren, saldıran. Aldatıcı bir güç sağlıyor ve çatışmaların çözümünü, söz düzeyindeki alışverişleri [ve] en temel kentselliği geciktiriyor. Duvarı inşa eden insanlığı kirletendir! Duvarın, herhangi bir duvarın, özgürlüğü esinlendirdiğini, yola çıkmaya, maceraya çağırdığını hiç de hayal edemiyor. Duvar yapın savaş değil!

(*) Kent filozofu, Institut universitaire professionnelisé (IUP), Université de Paris XII’da ders veriyor. Terre urbaine. Cinq défis pour le devenir urbain de la planète (La Découverte, Paris, Ekim 2006) kitabının yazarı.

(1) Hacène Belmessour, “Voyage à travers les forteresses des riches ». Le Monde diplomatique, Kasım 2002.
(2) Bkz. Salvatore Aloïse « Padou érige un mur pour isoler un ghetto d’immigrés, Le Monde, 17 Ağustos 2006.
(3) Bkz. Eyal Weizma et Rafi Cegal (Ed.) Une occupation civile. La politique de l’architecture israélienne, Editions de l’imprimeur, Besançon, 2004. Ayrıca bkz. Uluslararası Af Örgütü, http://www.amnesty.fr.

[Le Monde diplomatique dergisinin Ekim 2006 sayısından İbrahim Soysüren tarafından Sendika.Org için kısaltılarak çevrilmiştir.]

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: