Küreselleşme Ve Ekolojik Bunalım (1)

Bülent DURU
A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi

Bu başlığını taşıyan bir yazının öncelikle iklim değişikliği, ozon tabakasının incelmesi, biyolojik çeşitliliğin kaybı, ormansızlaşma gibi yine küresel nitelik taşıyan sorunları ele alması beklenirdi. Gerçekten de, bu tür sorunların daha da ağırlaşmasıyla kapitalizmin sınır tanımaksızın büyüme eğiliminde olması arasında doğrusal bir ilişki bulunmaktadır. Ancak, kamuoyunda ve akademik yazında ekolojik bunalımın küresel sermaye birikimi ile bağlantısı üzerinde yoğun biçimde durulduğundan burada farklı bir yol izlenerek küresel ekonominin üzerinde bugüne değin üzerinde fazla söz söylenmeyen, görece yeni kimi ekolojik ve toplumsal etkileri sergilenmeye çalışılacaktır.

YATIRIM SERBESTLİĞİ
20. yüzyılın sonlarına doğru olgunlaşmaya başlayan küresel gelişmelerin ekolojik bunalım üzerindeki etkilerini görebilmek için öncelikle Bretton Woods kuruluşları, özellikle de DTÖ öncülüğünde yaşama geçirilmeye çalışılan, mal ve hizmetlerin serbestçe dolaşımını amaçlayan GATT ve GATS gibi düzenekler üzerinde durmak gerekecektir. Bu düzenlemelerde çevresel güvenlik, çalışma koşulları, iş güvenliği, çocuk işçi çalıştırılması vb. toplumsal konulardan kaynaklanan herhangi bir denetim ya da sınırlama yatırımlar önünde bir engel olarak görülmekte ve bunlar “ticaret önündeki teknik engeller” olarak nitelenmektedir. Örneğin, çokuluslu bir şirket, yatırım yapacağı ülkede doğal, tarihi ve kültürel değerlerin korunması için getirilmiş yerel yasal düzenlemelerin, yatırımlarını olumsuz etkilediği savıyla kolayca kendi ülkesi aracılığıyla DTÖ’yü harekete geçirip önündeki engelleri aşabilecektir. Gelişmiş dünyanın, artık ağır sanayi yatırımlarını kendi topraklarında değil de bu tür kuralların görece hafif olduğu gelişmekte olan ülkelerde gerçekleştirmeyi yeğlemesini de göz önünde bulundurunca bu yöndeki düzenlemelerin ekolojik denge üzerinde yaratacağı baskı daha iyi anlaşılabilecektir.

İHRACAT ODAKLI KALKINMA
Küresel ekonominin biyolojik çeşitliliğe doğrudan doğruya zarar verdiğini söylemek ilk anda yadırgatıcı gelebilecektir. Ancak, gelişmekte olan dünyanın küresel pazara eklemlenmesini hızlandırmak, çokuluslu şirketlerin buralara girişini kolaylaştırmak ve büyük finans örgütlerine ödenecek borçların “sürdürülebilirliğini” sağlamak için yaygınlaştırılmak istenen ihracat odaklı kalkınma modelinin ekolojik sonuçları incelendiğinde durum kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Bu yaklaşıma göre, her bir ülke, “karşılaştırmalı üstünlükler teorisi” çerçevesinde kendi özel mallarını üretmede uzmanlaşmalıdır. Bu, kahve, şekerkamışı, orman ürünleri gibi geleneksel ürünler olduğu gibi, bilgisayar, elektronik eşya gibi yüksek teknoloji ürünleri de (işçilik maliyeti düşük olduğu için) olabilir. Amaç geleneksel, küçük ölçekli, çeşitlilik gösteren yerel ekonomileri küresel ekonominin, yalnızca belli tür malları sunabilen bir sacayağı haline getirmektir. Ülke ekonomisinin yalnızca birkaç üründe uzmanlaşmasının doğal sonucu kuşkusuz temel gereksinim maddelerinin sağlanmasında sıkıntı yaşanması ve ülkenin kendine yeterliliğinin sona ermesidir. Bu tür bir ekonomik yapının en büyük sakıncasının ulusal ekonominin tamamen dışarıda alınan siyasal kararlara bağlı duruma gelmesi, küresel çaptaki krizlere, dalgalanmalara karşı duyarlılığının artması olduğunu söylemeye gerek yok. Ülke ekonomisinin birkaç malın üretimi ve ihracına dayandırılmasının, bir başka biçimde söylemek gerekirse ‘monokültür’ üretim biçiminin egemen kılınmasının, ekolojik dengeye etkisi iki yönde gerçekleşmektedir. Bir yandan, üretimin tek bir ürüne indirilmesinden biyolojik çeşitlilik zarar görmekte, bir yandan da ağır kimyasal maddelerin kullanılmasıyla toprak içinde bulunan organizmaların yaşamı tehlikeye girmektedir.
Tarım
Tarımın, diğer sektörlerde olduğu gibi serbestleştirilerek küresel pazara açılmasının ekolojik dengede yaratacağı baskının çok büyük olacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Küresel kapitalizmin tarım kesimi için önerdiği politikalar, tarım ürünleri ithalatının önündeki -gümrük gibi- ulusal engellerin yok edilmesi, bu kesimin yabancı yatırımcılara açılması, üreticiye devlet desteğinin kaldırılması ve üretim sürecinde yüksek teknolojinin kullanılmasından oluşmaktadır. İlk bakışta, verimi artıracağı, fiyatları düşüreceği, istihdam yaratacağı ve ulusal ekonomilerin dışa açılmasını sağlayacağı düşünülebilen bu politikaların, çoğunlukla verimi düşürdüğü, kırdan kente göçü artırdığı, topraksızlaşmaya yol açtığı, ülkelerin kendi kendilerine yeterliliklerini sona erdirdiği, işsizlik oranlarını yükselttiği ve dışarıya bağımlılığı artırdığı görülmektedir. Benzer bir sürecin Türkiye’de özellikle 1980’lerden beri yaşanmakta olduğu bilinmektedir. DTÖ, Dünya Bankası gibi örgütlerin önerileri doğrultusunda ulusal tarım sektörünün üstündeki korumacılığın kaldırılmasının ilk etkisi piyasanın ucuz ithal gıda ürünleri ile dolması olmaktadır. İlk anda olumlu olarak algılanabilen bu durum aslında önemli bir bunalımın işareti de sayılabilir. Tarım kesiminde fiyatların birdenbire düşmesi yerli üreticilerin ürününün elde kalmasına ya da kazancının çok azalmasına yol açmaktadır. Bunun orta vadedeki sonuçlarından biri üreticinin topraklarını terk etmesi olabilmektedir. Böylece geçim kaynağını kaybeden çiftçiler yarı ya da tam zamanlı tarım işçisi haline dönüşebilmekte, üstelik büyük tarım şirketlerinin niteliksiz işgücüne olan gereksinimi de azaldığı için yeni iş bulmak da giderek güçleşmektedir. Fiyatların düşmesinin bir başka olumsuz sonucu, geçimi sağlayabilecek toprak büyüklüğünün sürekli artması, bunun da toprakların büyük sermayenin eline geçmesini kolaylaştırmasıdır. Anılan iki gelişme aynı sonucu doğurmaktadır: Tarımın büyük sermayenin denetimine geçmesi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: