Archive for the ‘Dünya’ Category

ÇİN SEDDİNİN ARDINDA NELER DÖNÜYOR?

T.MAI ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu

31 Ekim 2006

Aşağıdaki bilgi notu Çalışma Grubumuz tarafından, son yıllarda Çin üzerine yoğunlaşan “kaygı” ve tartışmalara karşın Çin’deki kapitalist dönüşüm sancılarının geri planına dair küçük bir kesiti konuya ilgi duyanlarla paylaşmak amacıyla hazırlanmıştır.

Çalışmanın ana eksenini GLS-Küresel Emek Stratejileri Kuzey Amerika Ofisi tarafından yayınlanan rapor ile EMF-Avrupa Metal İşçileri Federasyonu tarafından yayınlanan araştırmadan yapılan kısa alıntı oluşturmaktadır. İlginç olan ise iki kıtanın emekçilerini temsil eden bu iki örgüt GLS ve EMF’nin Çin’deki gelişmeler konusunda ortaya koydukları perspektiflerin çelişik görünümlerinin ardındaki paydaşlıktır. Bu bağlamda örneğin Avrupa sendikal hareketi, ülkede yaşanmakta olan işçi ve sendikal hak ihlallerinden doğrudan ve sadece Çin Hükümetini sorumlu tutmaktadır. Buna karşın söz konusu yasa tasarısı Çin Hükümetinin emek-sermaye çatışmalarının yol açabileceği bir toplumsal patlama riskini -özellikle kapitalizmin bekası açısından- ABD ve AB sermayesinden daha çok önemsediğini göstermektedir. Gerçekten de Avrupa Sendikalarının Çin konusunda yaptıkları bütün değerlendirmelerde Çin yönetiminin anti-demokratik doğasına özel bir vurgu yapılmakta, sermayenin ise yalnızca kendisine sunulan olanakları kullandığı belirtilmektedir. Elbette Çin yönetimince hazırlanan yeni yasa tasarısının demokrasiye doğru atılmış bir adım olarak yorumlanması doğru olmayacaktır. Görünen odur ki bugün Çin’de bir tür resmi ve egemen ideoloji çatışması yaşanmaktadır. Ancak yine de Avrupa sendikaları tarafından Kasım 2006’da yayınlanan araştırmada yer alan Çin yorumlarıyla, GLS’nin Çin raporunda yapılan yorumlar arasındaki farka dikkat çekmek yerinde olacaktır. Bu bağlamda Avrupa sendikalarına göre sermaye masum, suçlu olan ise Devlettir. ABD sendikalarına göre ise tam tersi doğrudur, yani devlet masum, sermaye ise suçludur. Aslında her iki bakış açısı da pozitif ve negatif misyon yükleyerek de olsa devleti merkeze koyma konusunda ortaklaşmakta ve aynı toplumsal üretim ilişkilerine ait, kendi içlerinde ilişki halinde olan faktörlerin (sermaye ve devlet), zaman zaman çatışmaya girseler bile birbirleriyle dışsal ilişki içinde olamayacakları gerçeğini gözden kaçırmaktadır. Okumaya devam et

Arap Dünyası

Samir Amin

Arap toplumlarının demokratik modernite ile muğlak bir ilişkisi vardır. Geleneksel hiyerarşiler üzerine kurulu otokratik yönetimler ve kutuplaştırıcı kapitalizmin etkilerine karşı vahşi bir başkaldırıyla beslenen siyasal İslam bu muğlaklığın iki ifadesidir. Bu bağlamda binlerce NGO’nun ve diğer sivil toplum örgütlerinin egemen söylemden etkilenen faaliyetleri çelişkilerle doludur. Finansman kaynakları ve devletin otokratik yapısı onları bağımlı kılar ve kontrol altına alır, hedef kitleleri görece sınırlıdır, hak sahiplerinin katılımı şüphe götürür ve hepsinden öte, toplumsal ihtiyaçlar karşısında devletin kamusal sorumluluklarının altını çizerler, yani depolitize edici etkileri vardır. Bu toplumlarda gerçek anlamda demokratikleşme, ancak ortak çıkarları temel alan etkili politik ve toplumsal mücadelelerle mümkün olabilir. Okumaya devam et

Latin Amerika Üzerine Bir Değerlendirme…

Cüneyt Göksu

9 – 07 Şubat 2006

Latin Amerika’da ulusal sol yükselişi, bu yükselişle iktidarları yavaş yavaş ama “demokratik” yollarla ele geçiren liderler, bütün dünyanın ilgisini çekiyor. 21.yy’ın yeni sömürü düzeni sayılan “Küreselleşme”yi kalkınma için tek ve en iyi çözüm görenlerin ve yıllar boyunca savunanların, bu sistemin, sadece zengini daha zengin yaptığının, alt gelir gruplarını, kültürü, sosyal adaleti, çevreyi hiçe saydığının ve tek hedefinin sadece “kâr” etmek olduğunun “diğerleri”nce fark edilmesiyle, işleri artık kolay değil. Çünkü başka çözümlerin ve başka bir dünyanın varlığı, romantik bir söylemin ötesine geçerek, yeniden filizlenmeye ve somutlaşmaya başlamıştır. Okumaya devam et