Archive for the ‘Ekonomi’ Category

IMF GÖZETİMİNDE ON UZUN YIL

IMF GÖZETİMİNDE ON UZUN YIL, 1998-2008:FARKLI HÜKÛMETLER, TEK SİYASET

Bağımsız Sosyal Bilimciler (BSB) İktisat Grubu, kamuoyuna her yıl düzenli olarak sunmakta olduğu yıllık değerlendirmelerini bu çalışma ile sürdürmektedir. 2006 yılı başında ülkemizin ekonomik, siyasal ve sosyal yaşamına ilişkin değerlendirmelerin sunulduğu bu raporun ana temasını, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile 1998’de başlatılan Yakın İzleme Anlaşması sonrası Türkiye ekonomisinin gelişim dinamiklerinin ve sorunlarının irdelenmesi oluşturmaktadır.

IMF’nin iktisadi tarihimizde oldukça uzun geçmişe dayalı bir yeri olmasına karşın, iktisat politikası içindeki konumu özellikle 1998 Yakın İzleme Anlaşması’ndan bu yana daha da belirginleşmiştir. IMF, 1997 Asya Krizi’nden çıkardığı derslere de dayanarak, Türkiye ekonomisi üzerindeki denetimini bu tarihten sonra daha da derinleştirmek ve bunu daha kurumsal bir niteliğe kavuşturma ihtiyacı duymuştur. Benzer şekilde yerli burjuvazi de, 1989 sonrasında, Türkiye’nin içinde bulunduğu dışa açık makroekonomik yapının rastgele (yaygın medyatik söylemi ile ‘popülist’) politikalar içinde biçimlendirilmesinden rahatsızlık duymuş
ve uluslararası yeni işbölümünde Türkiye’nin ‘yeni yükselen piyasalar’ arasında yer almasını garantiye alacak dönüşümlerin bir an önce sonuçlandırılmasını açıkça (ve acilen) arzular hale gelmiştir. Burjuvazinin bu özlemi, Türkiye’nin kaderine kesin ve sınırsız bir egemenlik kurma girişimine dönüşmüştür. Bu girişim, emekçi sınıfların, bir bölümü Cumhuriyet tarihi kadar eski olan tüm geçmiş birikimlerini adım adım tasfiye etme programı olarak da nitelendirilebilir. Bu programın hayata geçirilmesi uluslararası sermaye ile (ve onun üst- örgütleriyle) tam işbirliğiyle mümkün olabilmiştir. Bu işbirliği, Türkiye burjuvazisinin etkili
ve egemen öğelerinin “ulusal” ve göreli olarak “bağımsız” özellikler taşıyabilen birikimbiçimlerini dönüşü olmayan bir biçimde terk etmiş oldukları anlamına da gelmektedir.

Dolayısıyla 1998 yılı, aynen 24 Ocak 1980 ya da Türkiye’nin sermaye hareketlerine tam serbestlik tanıdığı Ağustos 1989 tarihleri gibi, yakın iktisadî tarihimizde önemli bir dönemeçtir. 1998 yılında Türkiye artık IMF, Dünya Bankası (DB), Dünya Ticaret Örgütü ve uluslararası finans ve derecelendirme kuruluşlarının denetim ve gözetiminde ekonomik ve siyasal kurumlarını neoliberal koşullandırmaların biçimlendirmesini kabullenmiş ve uluslararası işbölümünde kendisine biçilen yeni rolü üstlenmiştir. Bu rolün ana özellikleri şu
şekilde özetlenebilir. Yazının Devamını Okuyun…

TÜRKİYE İHRACATININ GELİŞİMİ

1923-1930 DÖNEMİ

  • Yeni Türkiye Cumhuriyetin ilk yıllarına bakıldığında, sınai ve ticari altyapı bakımından Osmanlı’dan pek de parlak olmayan bir miras devraldığı görülmektedir. Son dönemlerinde oluşturulmaya çalışılan ulusal sermaye yaratma çabaları sonucunda filizlenmeye başlayan ve sayıları ve güçleri çok az olan bir grup insan gözardı edilecek olursa, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Türkler daha çok askerlik ve bürokrasi alanlarında faaliyet göstermişler, sanayi ve ticaret ile fazla ilgilenmemişlerdir. Bu nedenle, Osmanlı İmparatorluğu döneminde ticaret ve sanayide azınlıklar faaliyette bulunmuşlardır. Okumaya devam et

KÜRESELLEŞME DEĞİL KÜRESELLEŞTİRME

Küresel Ekonominin Radikal Analizi

Doç. Dr Kutlu MERİH

Giriş :

Günümüzde “Küreselleşme-Globalization”   olarak anlam kazandırılmaya çalışan olgu, hem küresel işletmelerin sınır ötesi etkinliklerinin artması hem de bu sınır ötesi işlemleri çerçeveleyen hukuki ve örgütsel yapılarının değişip geleneksel normların dışına çıkması olarak düşünülebilir. İkiz kardeşi olan “Serbest Ticaret-Free Trade” gibi küreselleşme de gerçekte olgusal bir karşılığı olmayan ideolojik bir kavramdır. Bu kavram, onu çok yararlı ve durdurulamaz bir ilerleme  süreci gibi göstererek yukarda belirlenen yayılmacı süreçlere gösterilen dirençleri kırmayı amaçlamaktadır.  Küreselleşme o kadar seçkin ve ilerici görünen otoriteler tarafından savunulmaktadır ki, buna karşı çıkmak çağ dışı gerici bir görünümü benimsemek anlamına gelmektedir. Biz bu çalışmamızda kendiliğinden bir katılımı çağrıştıran “küreselleşme-Globalization” kavramına karşılık dışardan bir katılım zorlayışını çağrıştıran  “küreselleştirme-Globasimilation” kavramını tanımlyacak ve açıklayacağız. Okumaya devam et

Paranın Tarihi

Kronolojik Cetvel

Roy Davies & Glyn Davies, 1996
Kaynak: A History of Money from Ancient Times to the Present Day
University of Wales Press, 1996

· Tarihin çok erken dönemlerinde bir belirsizlik vardır. Çin’deki ilk parasal gelişmeler üzerinde de tartışmalar vardır.
· M.Ö. 9000 civarı – M.Ö. 6000 : Sığırların evcilleştirilmesi ve tarımın başlangıcı.

Çeşitli toplumlarda ve çeşitli dönemlerde canlı hayvanlar, özellikle sığır; bitkilerden de hububat türleri para yerine kullanıldılar.

· ? – M.Ö. 3100 civarı: Mezopotamya’da yazı icat edildi.

Asıl kullanım, gelişme ve hesap tutma. Okumaya devam et

Türkiye Nereye?

Prof. Dr. Mehmet Türkay, Doç. Dr. Fuat Ercan, Yrd. Doç. Dr. Özgür Müftüoğlu ve İhsan Çaralan (Evrensel)

Tek parça halinde yayınladığımız bu yazı dizisi 16-19 Şubat tarihleri arasında Evrensel Gazetesi’nde yayınlanmıştır

SUNU

Türkiye ekonomisi büyüyor, holdingler gelişiyor buna karşın işsizlik ve yoksulluk artıyor. Ekonomideki bu değişimin sınıflar açısından anlamını Prof. Dr. Mehmet Türkay, Doç. Dr. Fuat Ercan, Yrd. Doç. Dr. Özgür Müftüoğlu ve gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni İhsan Çaralan ile konuştuk. Dört bölüm halinde yayımlayacağımız görüşmelerde, hocalarımız, öncelikle Türkiye ekonomisini nereye gidiyor, nasıl değerlendirilmeli sorusuna yanıt aradılar. İkinci bölüm ise reddedilemeyecek biçimde ABD’nin ve devletlerarası hiyerarşinin Türkiye’ye etkisi oldu. Sendikalar ve işçi sınıfının durumunu üçüncü bölümde ele aldık. Avrupa Birliği’nin etkisi ise son bölümün konusunu oluşturdu. Okumaya devam et

Küreselleşme-tehditler-fırsatlar

Richard J.BARNET ve John CAVANAGH

Barnet ve Cavanagh adları ekonomi üzerine ihtisas yapmış iki yazar, dört kıtada yaptıkları yüzlerce görüşmeye dayanarak dünya ekonomisinin zirvesindeki beş şirketin profilini çizmişlerdir. Bu şirketlerin, dünya ekonomisini oluşturan birbiriyle bağlantılı dört sistemi (Küresel kültür piyasası, Küresel çarşı, Küresel işyeri ve küresel finans ağı)’nı nasıl yönettiklerini açıklamaktalar ve şirketlerin uyguladıkları sistemler hakkında bilgi vermektedirler.
Küresel Kültür piyasasında Sony ile Bertelsmann şirketleri, Küresel Çarşıda Philip Morris şirketleri, Küresel işyerinde Ford şirketi, Küresel Finans ağında ise Citibank şirketinin kendi sektörlerinde ve dünya ekonomisinin diğer dev şirketleri ile rekabetleri teferruatlı olarak incelenmiştir. Okumaya devam et

Entellektüel Sermaye Yönetimi

YRD. DOÇ. DR. GÜLÇİN BÜYÜKÖZKAN

Entellektüel Sermaye Nedir, Ne Değildir?Bilgi çağını yaşadığımız günümüzde her alanda etkisini gösteren çok hızlı bir değişime tanık olmaktayız. Yeni pazarların yaratılıp genişletilmesi, globalizasyon nedeniyle rakip sayısındaki artış, iletişim ve bilişim teknolojilerindeki yenilikler vb. gelişmelere paralel olarak yönetim tarzları da değişmekte ve bilgiyi esas alan yönetimler ön plana çıkmaktadır. Bilgi ekonomisini ve bilgi yönetimini amaçlayarak yeniden yapılanmaya giden şirket sayısının sürekli artması, bu değişimin bir göstergesidir. Artık en güçlü şirketler, en büyük maddi ve finansal varlıklara sahip şirketler değil, entellektüel sermayelerini güçlendirebilen ve bu sermayeyi en etkin ve en etken şekilde yönetebilen ve kullanabilen şirketlerdir. Okumaya devam et