Archive for the ‘Portreler’ Category

Ali Şeriati’nin Hayat ve Düşüncesine Toplu Bir Bakış

Dr.Mustafa YILMAZ

Tarihin büyük insanlara ihtiyacı yoktur. Fakat şair deyişiyle “tarih denilen o tamahkâr tüccarı” büyük insanlar vareder. O insanlar, inançlı olmayı, dostlara sahip olmaktan daha çok severler. Özgürlüğün haram ve özgürlüğe duyulan aşkın tehlikeli olduğu ülkelerde ve zamanlarda onlar kendilerini özgürlüğe adayanlardır. Kimdir bu insanlar? Utanç dolu hayatın kirlettiği kimsesizlerin boğazında düğümlenmiş feryat, söylenmemiş şarkı, sır, geceyi ararken hayat gecesinin avucuna düşmüş şebnemler, isimsiz, namsız, şansız, ölüm güneşinin doğuş arzusunda hayat gecesinin avucuna düşmüş şebnemler. Hep patika yollar boyunca uzanmış şebnemler. Düşüncenin doruklarına tırmanılan patika kenarlarında! Böyle diyordu Marx, düşüncenin doruklarına ancak patikalardan tırmanılır. Okumaya devam et

Reklamlar

Tarikat Kapısından Darağacına …

İlhan Cem Erseven

Saz ve Darağacı: Tarikat Kapısından Darağacına Giden Yolda Pir Sultan Abdal

“Alçacıktan uçarken yaza
dokunan sessizliktir belki ahşap kanatlı
kulluğa acı tuz vuran son atlı
bir hüznün soy adıdır Pir Sultan”

Hilmi Yavuz

Anadolu ayaklanmalar tarihine baktığımızda elinde sazı, dilinde sözü, halkın mutluluğu için, “gayri çarkı tutmayan” düzene karşı inançlı, kararlı ve sevdalı bir biçimde darağacına giden bir insan yoktur sanırım Pir Sultan Abdal’dan gayri… Okumaya devam et

Bilime Ve Barışa Adanmış Bir Ömür: Einstein

einstein.jpg(1879-1955)
Einstein, “evrenin en anlaşılmaz özelliği, anlaşılabilir olmasıdır” demişti. Ama o, evreni anlaşılmaz özellikleriyle gözümüzün önüne seriverdi. Anladım dediğiniz bir anda yeni bir anlama sorusu bizi bekliyordu. Bununla birlikte, meslekten olmayanlar için, evreni onun kadar hiçkimse zorlaştırmamıştır. Zaman genişler, uzunluklar kısalır, evrenin maddesi patlar ve kaybolur. Deneyime ve sağduyuya güven kalmaz. Evren, matematikçinin evreni olmaya yüz tutar. Einstein, aslında 1905 yılından bu yana başımızı döndürüyor. Kimimiz farkında belki büyük çoğunluğumuz farkında bile değil! Okumaya devam et

Ethel ve Julius Rosenberg – BİR YAKLAŞIM DENEMESİ

11 Ağustos 1950, günlerden Cuma… Robby ve Michael öğleden önce evde yalnız başınalar. New York’un Lower East Side semtinde, Knockerbocker Village’daki daracık iki odalı evde annelerini bekliyorlar. Robby üç yaşında, Michael yedi. Anneleri Ethel’in mahkemede duruşması var. Saat 13.15’te mahkeme binasından ayrılırken tutuklanacak. Ethel çocuklarını ancak bir yıl sonra, Sing Sing Hapishanesi’nin “Ölüm Evi”nde Ğidam mahkûmlarına ayrılmış bölümünde- yeniden görebilecek. Robby ve Michael’ın babası Julius, daha 17 Temmuz 1950’de atom casusluğu iddiasıyla tutuklanmıştır.
Bir ay önce 19 Haziran 1953’te anne ve babası elektrikli sandalyede idam edildiğinde, Robby 6, Michael ise 10 yaşındadır.
İdamlarından birkaç ay önce Julius Rosenberg, eşi Ethel’e bir mektubunda şöyle yazıyor: Okumaya devam et

Ömer Muhtar (1862 – 1931)

944.jpg
Libya’daki direnişin öncüsü ve sembolü Ömer Muhtar, 1862 yılında Libya’nın Defne bölgesinin Batnan kasabasında doğdu. Annesinin ismi Aişe binti Muharib’tir. Ömer Muhtar ilk öğrenimini babası Muhtar’dan aldı. Babası 1878 yılında Hac vazifesini yerine getirirken vefat edince onun ve kardeşi Muhammed’in yetiştirilmesini babasının yakın arkadaşı Seyyid El Giryani üstlendi. Giryani, Ömer Muhtar’ı ve kardeşini Cağbub’taki İslâmi Bilimler Akademisi’ne yazdırdı ve Ömer Muhtar burada sekiz yıl köklü bir din eğitimi aldı. Öğrenim görürken bir yandan da kendisini sanat dallarında yetiştirdi ve marangozluk, ziraatçılık, demircilik ve duvar ustalığı gibi el becerilerini elde etti. Okumaya devam et