Archive for the ‘Sağlık’ Category

Damar tıkayan kolesterol değil, şeker!

Prof. Kenan Demirkol

PROF. DR. KENAN DEMİRKOL, AKILLI BESLENMENİN MATEMATİĞİNİ ANLATTI

“Damar tıkayan kolesterol değil, şeker!”

Gazetelerden kesip buzdolabına astığınız bütün “kibrit kutusu kadar” reçetelerini çöpe atın! Prof.Dr. Kenan Demirkol, A’dan Z’ye akıllı beslenmenin matematiğini anlatıyor… Şeker, vücudumuzu, demir paslanır gibi paslandırıyor, eskitiyor; çocuklarımızın hücrelerini 12 yaşında yaşlandırıyor. Şekeri, gıda sanayiinden söküp atmak zor ama, işe evlerimizin kapısından başlayabiliriz!
Okumaya devam et

Şeker yememek için 66 neden

 Şekerin suç dosyası kabarık. Kurbanları arasında karaciğerden tutun beyne kadar birçok organ var. Bilimin şimdiye kadar tespit ettiği suçları okuyunca bir daha şeker yemek istemeyeceksiniz.

 iyibilgi, Malezya Tüketici Derneği’nin tüketicileri bilinçlendirmek için başlattığı “CAP Guide” serisinden çevirileri sizlerle paylaşmaya devam edecek. Serinin şekeri konu alan kitapçığı bu “tatlı katilin” suç dosyasını şöyle sıralıyor. Okumaya devam et

Kanser en çok neyi sever?

Kanserin beslenmesine izin vermeyin! Bilim adamları kanser hücrelerinin en sevdiği yiyeceğe karşı uyarıyor… Bu “tatlı” yiyecek ne mi? Okuyun, şaşırın… International Wellness Directory ‘den alınan bu ilginç ve güzel yazının Türkcesi 15 Aralık 2006 tarihinde iyibilgi sitesinde yayınlandı

Kanser en çok neyi sever?

Her doktor öğrenciliği sırasında Otto Warburg ‘un buluşunu öğrenir. 1930’lu yıllarda Warburg kanserin en temel biyokimyasal sebebini, yani sağlıklı bir hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur. Bu, o kadar önemli bir buluştur ki, Otto Warburg’a Nobel ödülü kazandırmıştır. Okumaya devam et

Gençlik ve Şiddet (2)

Hazırlayanlar: Doç. Dr. Erol Göka, Ankara Numune Hastanesi Psikiyatri Kliniği Şefi
Uz. Dr. M. Hakan Türkçapar,SSK Ankara Hastanesi

Öğrenilmiş bir toplumsal davranış olarak saldırganlık
Saldırganlığın öğrenilebilir bir davranış olduğu öteden beri kabul edilen bir konudur. Hayvanlarda model oyunlarla saldırganlığın geliştirilebildiğini gösteren deneyler vardır. Bu bakış açısına göre saldırganlık da diğer toplumsal davranışlar gibi öğrenilmiş yani sonradan kazanılmış bir tutumdur. Albert Bandura’ya göre, insan saldırganlığının kökeninde, ne şiddete yönelik içsel istek ne de engellenmeye bağlı olarak doğan saldırganlık dürtüsü bulunmaktadır. İnsanların birbirlerine karşı saldırgan tutumlar göstermelerinin nedeni:1) Geçmiş deneyimleri sonucunda saldırgan davranışlar kazanmaları, 2) bu türden tepkileri nedeniyle takdir görmeleri veya ödüllendirilmeleri, 3) özel toplumsal ve çevresel şartlar tarafından doğrudan teşvik edilmeleridir. İçgüdü ve dürtü teorilerinin tersine, toplumsal öğrenme teorisi, saldırganlığa yol açan bir veya birkaç potansiyel neden olmadığını, çok çeşitli nedenlerle saldırganlığın ortaya çıkabileceğini savunur; saldırganlık davranışının altında kişinin geçmiş yaşantıları ve öğrenmelerinden birçok dışsal ve durumsal etkene uzanan geniş bir spektrumda yer alan nedenlerin yattığını öne sürer. Okumaya devam et

Gençlik ve Şiddet (1)

Hazırlayanlar: Doç. Dr. Erol Göka, Ankara Numune Hastanesi Psikiyatri Kliniği Şefi
Uz. Dr. M. Hakan Türkçapar,SSK Ankara Hastanesi

GENÇLİK BAŞIMDA DUMAN
İnsanlık tarihi boyunca şiddet, insanlığın gündeminden hiç eksik olmamıştır. Kimi zaman problemlerin çözümü için şiddetten bir vasıta olarak yararlanma yoluna gidilirken, kimi zaman da toplumdan şiddeti söküp atmanın çareleri üzerinde durulmuştur. Türk toplumu da, diğer tüm toplumlar gibi kendisini bazı tarihsel durum ve koşulların sonucunda, şiddet problemlerinin içinde bulmuş ve bu problemleri çözebilmek için çareler aramıştır. Örneğin 1970-1980 yılları, toplumumuzun böyle bir şiddet karabasanına gömüldüğü ama bir biçimde bundan sıyrılmasını bildiği yıllar olarak toplumsal hafızamıza kaydedilmiştir. Okumaya devam et

Davranışlarımızın Yeni Sorumlusu: Genetik Yapımız (mı?) – 2

Doç. Dr. Erol GÖKA

Davranışta kalıtımın rolünün kanıtları

İnsan davranışının ortaya çıkması için gerekli alt-yapının hazırlanmasında ve işleyişinde büyük bir öneme sahip oldukları artık kabul edilmekle birlikte, genlerin insanın toplumsal davranışının belirlenmesinde ne gibi bir rol üstlendikleri henüz yeterince bilinmemektedir. Maymunlarda yapılan bir çalışmada, yeni doğan maymunlar, annelerinden ve diğer maymunlardan ayrılmışlar ve verecekleri tepkileri ölçmek üzere, onlara birçok fotoğraf gösterilmiştir. İlginç olan, yeni doğan maymunların yalnızca maymun içeren fotoğraflara yoğun ilgi göstermeleridir. Yeni doğan maymunlar, on haftalık olduklarında, korkutucu maymun resimlerine bile yoğun ilgilerini sürdürmekte ama yaşları daha da büyüdüğünde korkutucu maymun resimlerinden rahatsız olmaktadırlar. Bu deneyden çıkan sonuç, maymun türlerinde doğuştan gelen ama sonradan serbest bırakılan bazı davranış kalıplarının olduğudur. Okumaya devam et

DAVRANIŞLARIMIZIN YENİ SORUMLUSU: GENETİK YAPIMIZ (MI?)-1

Dç. Dr. Erol Goka

Dipten gelen devrim
erol2.jpgDaha doğum anından itibaren bebeğin annesine mi yoksa babasına mı benzediğini merak ederiz. Yeni doğan bebeği görenler, öncelikle bu benzerlik konusundaki kanaatlerini açıklama gereği hissederler ya da gerçekten ortada öylesine bir benzerlik vardır ki, kendilerini bu konuda bir şey söylemekten alıkoyamazlar. Çoğu zaman “Hıh, deyip birisinin burnundan düşmüş”üzdür Kime benzediğimiz, fiziksel özelliklerimizi, bazı huylarımızı kimden aldığımız yaşamımızın sonraki dönemlerinde de insan ilişkilerindeki temel ilgi alanlarından birisi olmakta devam eder. Çocuk ya da genç, hoşa giden veya gitmeyen bir tutum gösterdiğinde, bu tutumun hep hesapta tutulan sorumlularından biri de kalıtımsal mirasıdır. Baba, matematikten “pekiyi” alan oğlunun başarısında, biraz da kendi kalıtımsal mirasını etken olarak gördüğü için öğünür. Okumaya devam et