Archive for the ‘Toplum’ Category

Sıradan insanlar toplumu yönetebilir mi?

Paul D’Amato

Kolektif olarak çoğunluğun yeteneksiz olduğu varsayımı, sosyalizme karşı bir argüman olarak sıklıkla kullanılır; bizlerin, böylesi karmaşık bir sistemin üstesinden gelmesi için eğitilmiş ve akıllı bilirkişilere ihtiyacı vardır.

Zengin ailesi ve sevgili dostlarının kendisine geçici kademeler satın aldığı George W. Bush’un efsanevi ahmaklığı ve daha fazlası ya da 2005’teki Katrina Kasırgası boyunca Federal Acil Durum Yönetimi Ajansı bürokratlarının yeteneksizliği, bu manzaranın karşısındaki güçlü örneklerdir. Okumaya devam et

Reklamlar

Sermaye İmparatorluğu

Ellen Meiksins Wood

Son dönemde emperyalizmin dünyanın uzun zamandır gördüğü en dramatik oyununa tanık oluyoruz. Ama hala, bazı insanlar neyle karşı karşıya olduğumuzu anlamakta zorluk çekiyor. Sadece Amerika’nın emperyalist olduğunu kabul etmeyen klasik yorumcular için geçerli değil bu. Soldakilerin bir kısmının da bu önermeyle sorunları var.
Bu konuda en çarpıcı örnek, Michael Hardt ve Antonio Negri’nin Imparatorluk kitabıdır. “Bizim temel varsayımımız”, der yazarlar, “egemenliğin yeni bir biçim kazandığıdır, tek bir hükmetme mantığı altında birleşmiş bir dizi ulusal ve ulusötesi organizmadan oluşan bir biçim. Bu yeni küresel egemenlik biçimi bizim Imparatorluk dediğimiz şeydir”. İmparatorluğun başlıca belirtisi “Ulus-devletlerin gerileyen egemenliği ve ekonomik ve kültürel mübadeleleri düzenle¬mek bakımından artan aczidir” … “İmparatorluğun bu pürüzsüz mekanında iktidarın yeri yoktur – o her yerde ve hiç¬bir yerdedir. İmparatorluk, bir outopiadır, daha doğrusu bir yok-yer’ dir”. Bir başka deyişle, diğerlerini egemenliği altına almak için devlet güçlerini harekete geçiren net olarak tanımlanabilecek emperyal bir güç gibi bir şeyartık yoktur. Şimdi elimizde kalan tek şey, gayrışahsi bir mantıktır, herhangi bir gerçek emperyal güç yoğunlaşması olmaksızın dünya çapında işleyen küresel kapitalizmin mantığı. Okumaya devam et

Toplumsal Değişimde Aydınların Rolü

James Petras

Giriş

Bugün ‘aydın’dan sözetmek ya da aydın hakkında yazmak aşırı sağdan (neo-liberal, neo-con), merkez sağa (sosyal liberaller), merkez sola (sosyal demokratlar) ve devrimci sola (Marksistler) kadar uzanan bir politik konumlar yelpazesine atıfta bulunmayı gerektiriyor. Bu politik kategorilerin içinde ya da dışında ise politik ekolojistlerden, feministlere, gaylere ve ırksal ve etnik kimliklere dek uzanan bir yelpazeye sahibiz. Okumaya devam et

Alternatif Medyayı Alternatif Kılan Nedir?

Michael Albert

Nation alternatif bir medya kurumu mudur? Peki ya Dollars and Sense veya Mother Jones ya da, yine bu çerçevede Z Magazine alternatif medya kurumları mıdır? Bu kurumlar, kararları kabul edebileceğimiz alternatif bir şekilde mi alıyorlar? İşçilerine gerektiğini gibi davranıyorlar mı? Okuyucularıyla iyi ilişkileri var mı? Monthly Review kolektif biçimde örgütlenmiş bir proje olma yolunda iyi bir yönde ilerliyor mu; yoksa akıllıca olmayan seçimler mi yapıyor? Pacifica‘daki sorunlar ne? Bu sorunların, Pacifica’nın “alternatif” yönleri ile yavaş yavaş kaybolan (veya ortaya çıkan) “ana-akım” yönleri arasındaki çelişkiyle bir ilgisi var mı? Üniversite radyo istasyonlarına alternatif diyebilir miyiz? Peki ya mikro dalga radyo istasyonları? Alternatif bir web sitesinin veya internet servis sağlayıcısının nasıl olması gerekir? Peki alternatif bir video yapım şirketi önerisine nasıl yaklaşmalıyız? Seçkin olmayan izleyici/okuyuculara ulaşmak için elimizden geleni yapıyor muyuz? Herhangi bir medya kurumu içinde neyin “alternatif” olup neyin olmadığını nereden biliyoruz? Dışsal koşullar ne zaman “alternatif” amaçlardan ödün verilmesini zorluyor; “alternatif” kurumların bünyesinin dışında olanlar bu konuda nasıl yardım edebilirler? Yine bu çerçevede, verilen ödünler dışsal baskılara verilen mantıklı yanıtlar mı, yoksa kurumların içindeki kararlılık eksikliğini mi yansıtıyorlar; buna nasıl karar verebiliriz? Utne Reader‘da yayımlanan reklamlar, Time Dergisi’nde yayımlananlara alternatif mi? Alternatif medya kurumları ne ölçüde rekabet etmek yerine birlikte çalışmalılar? Her bir proje basitçe kendini korumanın ötesinde ne ölçüde bir şeyler yapmayı dert edinebilir? İlerici “medya tüketicileri” alternatif medyayı ne ölçüde aktif olarak desteklemeli? Eleştirel enformasyonu ücretsiz olarak almanız, uyanık bir alternatif medya tüketicisi olduğunuzu gösterir mi? Okumaya devam et

Cahillerin Kapışması

Edward Said

Samuel Huntington’un “Medeniyetler Çatışması“ adlı makalesi 1993 yılında Foreign Affairs dergisinin Yaz sayısında yayınlandığıda çok kısa sürede hiç beklenmedik bir şekilde dikkat ve tepki topladı. Çünkü makale Amerikalılara soğuk savaş sonrası dünya politikasındaki “yeni evre” ile ilgili orijinal bir tez sunmayı amaçlıyordu, Huntington’un iddiaları yeterince dikkat çekici, kapsamlı, cesur, hatta ileri görüşlü bulunmuştu. Huntington, açık bir şekilde gözünü politika üretenlerin saflarındaki rakiplerine dikmişti ki bunların arasında; Francis Fukayama gibi kuramcılar ve onun “tarihin sonu“ fikirleri ile küreselleşmenin, aşiretçiliğin ve devletin parçalanmasının başlangıcını kutlamış olan lejyonerler bulunuyordu. Huntington’a göre bunlar yeni dönemin sadece bazı yönlerini anlayabilmişlerdi. Ama kendisi, “önümüzdeki yıllarda küresel siaysetin nasıl bir şey olacağının en önemli, gerçekte en merkezi” yönünü açıklamaya yaklaşmıştı. Hiç tereddüt etmeden şu fikirleri öne sürüyordu: “Bence, yeni dünyadaki çatışmanın en temel kaynağı ne birincil derecede ideolojik ne de ekonomik olacaktır. İnsanlar arasındaki en büyük yarılma ve çatışmanın baskın kaynağı kültürel olacaktır. Dünya meselelerinde ulus devletler en güçlü aktörler olarak kalacaklar, ama küresel siyasetteki başlıca sorunlar değişik kültürel medeniyet ulusları ve grupları arasında olacaktır. Medeniyetler çatışması dünya siyasetine hakim olacak ve bu medeniyetler arasındaki fay hatları geleceğin savaş alanları olacaktır” Okumaya devam et

KADIN, ÇOCUK VE DOGA SORUNLARININ TARİHSEL KÖKENLERİ

GAZİ EKE

İlk olarak doğal iş bölümü, insanın cinsiyet ve yaş, çocuk, zemininde bölünmesini sağlamıştır. Aynı zamanda doğal iş bölümü de egemen-tarihsel toplum ilişkileri üzerine bina edilmiştir. Bu kurumsal yapıda ataerkil bir ailedir. Ailede işgal edilmiş kadınlar üzerine kurulu ataerkil toplumsal tüketim veya üretim biçimi olarak ortaya çıkmıştır. Bu tarihsel-üretim biçimi ve üretim ilişkileri de tarihsel-erkek egemenliğine dayalıdır. Erkek egemenliğine dayalı evlilik sınıflarının ortaya çıkmasıyla ilk kısıtlamalar da başlamıştır. Bu durum söyle meydana gelmiştir: Okumaya devam et

Medya ve Demokrasi…

John KEANE
Çev.: Haluk ŞAHİN

Bilinen anlamda basın özgürlüğünü ilk destekleyen Euro-Amerikan devrimi özellikle on sekizinci yüzyıl boyunca, devlet sansürünün sınırları konusunda çeşit çeşit yeni ve iyi işlenmiş fikirlerin geliştirilmesine neden oldu. Modern anlamda basın özgürlüğü fikrinin doğum yeri olan İngiltere’de en azından dört farklı sav ile karşılaşıyoruz. Okumaya devam et