Tek Yol Birliktelik

“Ulus devletler kendi intiharlarından başka bir şeyi yönetebilir durumda değiller; bu nedenle onlar üzerinden hesap geliştiremeyiz. Bu bölgede Kürtler, Türkler, Araplar barışı birlikte aramalılar. Hiçbir halkın bir diğerinden kopuk kurtuluş ihtimali yok.”
PINAR SELEK-SUAT PARLAR

Ben “Kurtlar Vadisi” dizisini izlemiyorum. Çünkü Türkiye, Ortadoğu ve dünyadaki gelişmeleri takip ederken düştüğüm dehşet beni tüm basit senaryoları reddetmeye itiyor. Mafyatik sistemin hormon gibi çete salgılayan siyasal yapısıyla boğuşurken odak noktalarını iyi analiz etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bunun için kafa yoran tüm insanların aklını birleştirmesine ihtiyaç var. Ben de Suat Parlar’a gittim. Bürosunda buluştuk. Kirli tabloya birlikte baktık. Gördükleri önemliydi… Okumaya devam edin

Serge Moscovici: Yaşamı ve Çevrebilinççi Hareket Üstüne Bir Söyleşi

Serge Moscovici – Ulaş Başar Gezgin
Salı, 17 Ocak 2006
“Çevrebilinççi Hareket, Bir Azınlık Olarak Değerlendirilmelidir”

Serge Moscovici İle Söyleşi

“Toplumsal değişimlerin çoğu, azınlık ürünüdür”

smoscovici.jpgYaratılan, hangi doğa? Hangi toplumsal değişim doğası? Etkin bir azınlık mı olmalıdır yoksa “büyüklerin avlusunda bir küçük” mü? Çevrebilinççilik için hangi toplumsal taban? Yetmişlerde çevrebilinççiliği kuranlardan yansısal toplumbilimci Serge Moscovici ile, siyasal çevrebilinççiliğin tabanına ilişkin kimi sorulara yeniden uğruyoruz. Okumaya devam edin

Kapitalizm Artık Kurtarılamaz Durumda, Çünkü…

Immanuel Wallerstein
Pazar, 31 Ekim 2004

Akademik yolculuğunuza dair kişisel fikrinizi alabilir miyiz?

Genç bir insan olarak siyasetle çok ilgiliydim. 20’li yaşlarımda Amerikan siyaseti ve Üçüncü Dünya siyasetiyle, özellikle Hindistan’la çok ilgileniyordum. Hindistandaki o zamanlar hâlâ en büyük sömürgeci hareketti. Afrika’da yapılan bir gençlik kongresine gittikten sonra Afrika’yla ilgilenmeye başladım. Akademik faaliyetimin bölgesi olarak Afrika’ya odaklanmaya karar verdim. Bunu da yaklaşık 20 yıl sürdürdüm. Bir noktada bana fazla anlam ifade etmeyen manşetlerin peşinde koştuğumu farkettim. Sonradan kesinlikle iyi bir fikre dönüşen kötü bir fikrim vardı o sırada. Kötü fikrim şuydu: Eğer yeni devletler varsa, bunlar daha önceki yeni devletlerin izlediği modele göre hareket ediyor olmalıydı. Kimdi bu önceki yeni devletler? Bunların İngiltere, Fransa gibi ülkelerin 16. yüzyıldaki halleri olması gerektiğine karar verdim. Afrika’yı anlayabilmek için geri dönüp bu devlet yapılarını incelemem gerekiyordu. Geri döndüğümde tabii farkettim ki bu düşünüş biçimi tamamen yanlıştı. Okumaya devam edin

Küreselleşmeye Eleştirel Bir Bakış

Prof. Dr. Meryem Koray
Yıldız Teknik Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

Giriş: Küreselleşmeyi Nasıl yorumlamalı?

1980 sonrası birçok konunun ve tartışmanın merkezine kurulan, bugün de içinde yaşadığımız dünyayı anlatmak açısından sıklıkla kullandığımız küreselleşme, aslında kendi içinde çok tartışmalı bir kavram. Küreselleşmenin tanımı, boyutları ve sonuçları konusunda nereden baktığınıza göre değişen birçok yorum ortaya çıkmaktadır. Örneğin küreselleşmeyi bugüne özgü bir gelişme olarak yorumlayanlar olduğu gibi küreselleşmeyi en az 500 yıldır süregelen bir gelişmenin yeni bir evresi olarak tanımlayanlar da var; küreselleşmeyi insanların ve toplumların birbirine yakınlaşması olarak yorumlayanlar olduğu gibi iki kutuplu dünya gerçeğinin daha da belirginleştiğini vurgulayanlar da bulunmakta. Ayrıca bu genel yorumların arkasında yaşadığımız küreselleşme süreci açısından çok farklı motiflerin öne çıkarıldığı da bir gerçek. Okumaya devam edin

Çıplak Emperyalizm

John Bellamy Foster

Birleşik Devletler’in 11 Eylül 2001’den bu yana süren küresel etkinlikleri, çoğunlukla “yeni bir militarizmi” ya da “yeni bir emperyalizmi” meydana getiren etkinlikler olarak görülmektedir. Yine de, ne militarizm, ne de emperyalizm, daha en başından beri kıtasal, yarı küresel ve küresel düzeylerde yayılmacı bir güç olan Birleşik Devletler bakımından yeni bir şey sayılabilir. Değişen, bu durumun icra edilme biçiminin daha çıplak bir hal alması ve ABD’nin ihtiraslarının kazandığı sınırsız, gezegensel boyutlardır. Okumaya devam edin

İmparatorluğun Yeni Jeopolitiği

John Bellamy Foster

Günümüzün emperyal ideolojisi, Birleşik Devletler’in tepenin üzerindeki yeni şehir; küreye egemen olan bir imparatorluğun başkenti olduğunu iddia ediyor. Yine de bize, bir yandan da, ABD küresel imparatorluğunun, bir sermaye imparatorluğu olmadığı söyleniyor; onun, Marksistler ya da diğerleri tarafından klasik olarak tanımlandığı biçimiyle ekonomik emperyalizmle ilgisi bile yoktur. Bu durumda şu soru ortaya çıkmaktadır: Bu yeni emperyal çağ, kendisini savunanlar tarafından nasıl algılanmaktadır? Okumaya devam edin

Sürekli Olağanüstü Hal

JEAN-CLAUDE PAYE

Ceza hukukunun işlevi anti terörist mücadele bağlamında değişikliğe uğratıldı. Normalde, ceza yasası, soruşturma altındaki kimselere bireyler olarak muamele eder. Terörist örgütlerin ve bu tür örgütlere yapılan yardım ve yataklığın kriminalize edilmesi, kolektif sorumluluklar doğuran suçlar yaratmaktadır. Hedef, gerçek ya da potansiyel örgütlere saldırmaktır. Artık soruşturulan şey yalnızca işlenmiş ya da işlenmeye niyet edilmiş olan suçlar değildir. Yalnızca hükümet tarafından terörist olduğu düşünülen bir gruba mensup olmak da cezalandırılmak için yeterlidir. Okumaya devam edin